Yoktan Seçmeli Sayıklamalar
Bu bakışlar bir kentin son tramvay durağı,
Rüzgârın eskittiği atlaslarda unutulmuş bir leke,
Sermayedir gözlerinde biriken taze yalnızlık,
Eşyayı kendi rengine bulayan o eğilmez susuş,
Hangi kırgınlığın kavisidir bilmem ki kaşların,
Yürürsün!
Ayakların değer içimdeki o ıslak çamura,
Ardına bakmadan geçersin gecenin dar boğazından,
Ben kalırım,
Bir vitrin camında tükenen eski bir gölge gibi...
Oysalarım vardı,
Keskin bir bıçak sırtında yalınayak, Bileylenirdi her akşam üstü bir istasyon uğultusuyla,
Keşkelerim uğrardı gölgelerin en karanlık hizasına,
Eski bir fotoğrafın yırtılan kenarına dokunur gibi,
Belkilerim hatırlardı unutmanın o ağır işçiliğini,
Sokak lambalarının altında kendi kendini yakan,
Unutulmuş bir takvim yaprağı kadar yalnız ve çaresiz,
Eksildikçe çoğalan,
O boşluğun ortasında öylece kalakalan...
Hayta hazanlar konardı ömrün o çürüyen sarkacına,
Yamalı kuşlar uçardı içimdeki yıkıntıların üstünden,
Bir kentin göğsüne basılan o soğuk mühürdü oysa,
Yoktan seçmeli sayıklamalara konan yüreğim..
Hangi şıkkı işaretlesem bir sürgün yazılır adıma,
Hangi harfe tutunsam kopar cümlenin en kırılgan yeri,
Dökülür cebimdeki o hırpalanmış,
O küskün sözcükler,
Bir çocuk yalnızlığıyla kalırım,
Akla sığmaz bir imtihanda...
Nicedir ateşim körüklenmekte bir dökümhane karanlığında,
Kendi külünü yeniden emen o sabırsız kor gibi,
İçimdeki odalar değişiyor,
Duvarlar daralıyor gittikçe,
Sokakların bittiği yerde başlayan bir deniz köpüğü,
Kendi yankısıyla vuruyor yüzüme ayrılığın tanımını,
Bir masa üstünde unutulmuş yarım bir çay bardağı,
Ve o bardağın buğusunda gezinen bir parmak izi,
Anlatıyor anlatılması artık imkânsızlaşan o ağır yükü...
Seversin sen!
Bilirim,
Tırnaklarını gezdirmeyi yaramda,
Kendi boşluğunu başkasının göğsüyle örtmeyi,
Bir kenti yakıp yıkıp sonra izlemeyi o yangını, Hiçbir şey olmamış gibi yürümeyi dumanların içinden,
Kırılan resim çerçeveleri toplarsın gittiğin yerlerden,
Aşka dâhil edersin o soğuk,
O bağışlamaz ilgisizliği,
Sen seversin,
Bir yarayı başka bir yarayla kanatmayı,
Bütün yanılgıları tek bir bakışa sığdırmayı,
Seversin...
Değersin sen!
Tırpanın başağa değdiği o ana,
Yıkımın ve yeniden kuruluşun o muazzam dehşetine,
Bir ömrü tek bir cümleyle askıya almaya,
Yokluğunla çoğaltırken bu kurak,
Bu tekinsiz coğrafyayı,
Şimdi bütün kapılar kapalı,
Bütün ışıklar sönük,
Sadece içimdeki o körüklenmiş ateşin cılız sesi,
Savruluyor gecenin o biçimsiz,
o uçsuz boşluğuna,
Yoktan seçilmiş bir yalnızlığın mühürlü defterine...