Yolculuk
Gün ağarırken çıktım yola
Isırganlar neşeyle şakıyordu
Önümde
Her biri bir yöne açılan kapılar
Vaat ettikleriyle süslü
geniş yollar vardı
Heyhat, gün öğleye vardığında
Dikenler batmaya başlamıştı bile
Yollar çatallanmıştı
İleride toprak kaymış
Geçemedim!...
Er geç ikindiye kavuştum
Yeni bir umut,
çırpınmaya başladı kafesimde
Çünkü evrenin yardım edeceğini biliyordum
Yaşamın olmadığı yerlerden geçtim
Toprak kızıl, gök kara...
Ağlamaları, yakarışları duydum
Derdine ağıt yakmış
ozanları dinledim
Bir yerlerde akşama yetiştim
Gitmek üzereydi
Omzundan yakaladım
Döndü, güldü...
Acılıların acısını
Sevinçlilerin sevinci
Gösterdi bana
Sonra ben gördüm
Yılanları gördüm
Şahmeranı...
Kedinin pençesinden kaçıp
Heybeme saklanan fareyi gördüm
Sonra ben duydum
Çölün sertliğini
Suyun yumuşaklığı
Yoluma canavarlar çıktı
Yendim, yenildim, ölmedim
Gece
Bedenimi salıp hayal âlemine
Uyudum
Uyandım
Canım yandı
Baktım akrep
Sıtmam durdu önce
Sonra sırıtmam
En son havada akbabalar durdu
Gözlerinden kan fışkıran saldırdı
Ardından diğerleri
Vurdum, vuruldum, ölmedim
Ölmeyeceğim...