Yüreğinizdekileri Rüzgara Vurup..!
Bazen isteseniz de yazılmıyor yazmak istedikleriniz..
Yazayım deseniz de yazılmıyor..
Eller kalem tutmaz olur..
Kalem yazmaz olur..
Gönül söylemez olur..
Tespih taneleri gibi arz-ı endam etmezler satırlara..
Nakış nakış Nakşedilmezler kelamlar..
Hani haykırmak istersiniz var gücünüzle de ağzınız açılıp ta haykıramazsınız..
Düğüm düğüm düğümlenir haykırışlarınız da boğazınızda kalır..
Soluksuz kalırsınız..
Nefessiz kalırsınız..
Hani yüreğinizdekileri rüzgara vurup savurmak istersiniz de savuramazsınız..
Sağım sağım sağıp akıtmak, boşaltmak istersiniz de boşaltamazsınız..
Yürek çaresiz kalırsınız..
Gönlü yorgun kalırsınız..
Hani ağlamak istersiniz yağmur gibi sağanak sağanak..
Dökülsün, damla damla süzülsün istersiniz de gözlerinizden damlamazlar..
Kristal buz tanecikleri olurlarda dizi dizi dizilip donarlar pınarlarınızda..
Gözyaşısız kalırsınız..
Damlasız kalırsınız..
İşte o anlardan, o demlerden birindeyim..!
Gitmek lazım..
Çıkıp gitmek lazım..
Soluklanmak..
Nefeslenmek için..
Çaresizlikten kurtulmak..
Yorgunluktan kurtulmak için..
Göz yaşlarınızı damlatmak..
Sağanak sağanak yağmak için..
Ve çıkıp gidersiniz..!
Nerede durursunuz..
Nereden soluklanırsınız..
Nerede yağarsınız..
Nerede noktalarsınız gidişi bilinmez..!
Bilinmez..
Bilinmez işte..!
Gidersiniz..!
Çekip Gidersiniz..!!
12ekim2008
Europoort
Saat:14.27