Zaman Kaymaları
sahi yaşıyor musun orada
tüylerim ürperiyor benim burada
seninle
bir an'ın bin yıl olduğunu hatırladıkça
ve diyorlar:
alnında kırçiçeklerinden çelenk taşır Tutankamon mezarında
sen rengarenk çiçekleri soldurup
esriyip gidiyorsun ya
bir anda mumyalanıyorum bin yıla
aşk ikimize de gelmeyecek, anla
sen hâlâ
yeni bir karanfil mi açıyorsun umut kırıcılığınla
göllerinden uzağa düşenlere küstümçiçekleri ektim
eldebran parçalı ölümler yapıştırdım yanaklarıma
ahh..aşk kırmızı karanfile dururdu da,
asmasaydın kalbimi iğneyapraklı çamlara
yakmasaydın infaza mumlar , dirilerle
intihar en çok bana yakışır da,
cinayet parmaklarında kına
-hem-düş kanatlı ölü kuşlar söyledi
özleyipte açılamadığın enginlere
el aynası tutarmışsın iç dünyana gömülerek
gülermiş uzun öykün güz güneşinde
ve tapınağının merdivenleri sarmalmış
gerçekle yalanı
düşle uyanıklığı
göstermezmiş kimseye
-gözbebeklerimde ki iç çekişe bak-
-acıdan ibaret orada anılar -
-henüz denilmemişleri söylemek için çırpınıyorlar -
-hem- zaten ben Persephone'yim.
dudaklarım nar lekesi hayal kırıklıklarından
tutsağım Hades'e kendimi bildim bileli
bir türlü bitimsiz öpemiyor gökkubbe rengi beni
mavisiz umutlarımda
hiçbir sevincim kürtajsız değil
göz, ay ve bulut ?sevgilim-
gecelere suikast üçlemesi
yarar iki kaburga arasını da
kaç sen çıkar bu sessiz haykırışta bilir misin
işte o an
hevesi kursağına yapışan çocuk olur
milada yenik düşen dudak kıvrımlarımda
zaman binlerce asır geri kaysın dilerim
dirilmek için değil !
Tutankamon'un yanına gömülmek isterim.
-Öp beni alnımdan, ki hangi ölüm benden daha güzel bileyim?
(m ı s ı r g ün l ü k l e r i n d e n )ikibinonbir