Zamanda Savrulur Gibi
sen de yorgunsun
öyle yorgunum
dağların ardına devrilen güneş kadar
körfezin suları sönerken şehrin nefesi har
sesimde yürürken yaşlı rüzgâr
seslensem gelir misin
asasına dayanarak aşkın
günlerine abanan bezgin çağlardan
sıradanlık öyküsü aşklardan
şarkılar dolusu bana geldiğinde
geceyle konuşuruz kabul ederse bizi
belki bir şiir çıkagelir
sıcak geceye bir çiğ tanesi gibi
kor kalplere ferahlık gibi
nasıl da belirgin alnımıza düşen düşlerin çizgisi
tren rayları gibi
bana geldiğinde nefesleniriz yük trenlerinin kış uykusu gibi
sol yanımızda uğuldarken eksiklik
geldiğinde duruşunu izlerken gözlerim
bana hadi gel demeden önce
sırra kadem basan düşlerimiz
şiirden ilham alıp aramıza karıştığı vakit
sarıldığımda sımsıkı
bileceksin!!
bilincinin büyük okyanusa kavuştuğunu
kış odalarında anlatılan bir masal gibi
geldiğinde
yansırken tenimizden sızan pırıltılar gökyüzüne
savaş sonrası bir ülkede mavi mavi açan
çokca beklenen bir güneş gibi
o tutsak yorgunluk gömülürken karanlığa
tam şakağından vuracağız yalnızlığı
ellerimizin yoksulluğunu doyurur gibi
ah canımın içi
beni dinle ve uykudan uyanan denizi
göyüzünde açılan bir gramofon gibi
şarkıyı duy
yorgunluk biter gibi
yaşamak ah ne güzel der gibi