Zamanın Gerisinden
Uzun zaman önceydi Tanrı biliyor ya
vefasız bir babanın dilinde unutulmuş bir evlattım
lakin ben de uzun bir süredir bunu biliyordum
kurutulmuş gül bahçelerinden kurtulmuş
bahanesiz bir bahar rüzgarıydı umudumuz
geldi sarıldık ve darmaduman ettik ortalığı
sarkık bıyıklıların toyunda ağlaştık
bir yanımız bahaneler ormanı bir yanımız kuru ot
biz hep kalbi kırık çocuklarla anlaştık
sağanak altında öyle güzeldi ki deniz
yağmura yeminler edilir ki ben de öyle biriyim
sinekler Tanrısı sanıyordur inekleri
kim bilir hangi dünyanın izini taşıyordu elleri
öyle sıcak öyle bahanesiz tutturmuştuk yeminleri
pencere pervazındaki kuş gibi puşt gibi sustu
kabardıkça kabardı göğüs kafesinde nefesi
yollar birbirine karıştı son bahardı gün karardı
öptük kokladık yokladık ihtimaldir ki anladık
iyileşmeyen yaralarımız var bizim aldırmasak da
bir şeylerin aklına gelemeyecek kadar yoklarımız
sonrasını düşünmekten öncesini anlayamadığımız
derin istihbarat fiili livata filan falan
öylesine tuzaklarla dolu bir ömrü harcadık ki
şimdi ölmekle doğmak arasındaki farkı sorsalar
ifade ettiğimiz her olayın farkına varamayacak olanlar
mana aleminde sırlar odasına takılıp kalırlar
çok değil yedi bilemedin sekiz yaşındaydım
kırıkçı kadının yamuk tutturduğu zaman sol kolumu
ondan sonra aldı yürüdü peşim sıra aksilikler ordusu
çok yoruldum infak etmekten kendimi çok
vefasızlar ordusunda borazan öttürmekten her daim
uzun ince filan değildi yollar bildiğin toz toprak diken
takılır kalırdı boğazımda çocukluk yıllarım
ben ebegümeci toplayan ellerin madımak kesen bıçağından
daha da keskin bir yüreğe sahip annenin çocuğuydum
kopan tespih taneleri gibi dağıldık sonra sokaklara
patlak lambaların altında kaşkol bere ıstırap
kimse kimseyi gerçekten tanımıyor nasılsa bu hayatta
güvercinler göğüslerimizden kaçıp gittiler gökyüzüne
umudumuz erken gidenlerin ahında kaldı hep itiraflar iltifatlar
çünkü beyazı kirlettiler karayı ziftledi intizarıyla kalpsizler
kimse kalmadı önümüzde ya da arkamızda terk ettik tahtı
bahtımıza inat alan aldı gitti kel oğlanın külahını
küflü peynir kokusu gibi geldi uzaktan ölüm zamanı değildi