Zamansız Yenilendim

Zamansız Renkler

I. Beyaz Gül

Seni sana emanet etmekten başka çarem yok, beyaz gül.

Şu sarılar
hindibağ güzelliği;


-Aramadığım her ışık

karanlıktır bu gece...-

Yeşil köklerin ardın sıra
döndürdüğü

kaçıncı
yalancı bahar

olur adım!

Dalga sesleri gibi

umutlu bir huzur

Özlemini kulaklarıma fısıldayan.
Yalnızlık,

yalın turkuaz köpüklerle, Sönüşlerim
küllenir;

Bir fersûnde zamahta yine...

Özlemim de

Benim
bildiğim değilmiş gibi
Kaybolur toprak renginde...

II. Su Gibi Aziz

Hani mesela

Su gibi aziz olmak...

Bir yudumda

Ciğere dolmak,

Belki boğulmaktır adı!

Ama Olsun!

Anlatılamayan, gerçekler gibi
Atılamayan bir öksürük...

Paslanan oksit kırmızısı,

suyun azizliğini
geri yutan bir nefes

olur
-içine çektiğin…

Yutkunmaların aciz,

Söküksüz öksürüklerdendi

Bu saydam hayatta

O bizim yaşadığımız aidiyet değil.

III. Antrasit Yüzleşme

Hani mesele;

Sen hep benim olsaydın,

dediğim de

zamanlar kazanç değildi.

Yine o an, demediğimden ve
sonumdan öte,

mezar taşlarının antrasit koyu grisi vardığım yerdi,

yüzleşmelerim olmasaydı

işte o zaman,

bir de

Haksız olabilirdin sen de...

IV. O Kelime

Mesela

Sen unutmuştun o kelimeyi,

ve ben de hiç sevmiyordum onu!.

Meydan okuyordu zamana soluk bir renk...

Yitirirken en ufak devinimlerimizi tutamadık elimizde gerçeği.

Çünkü ben hiç sevmedim
o kelimeyi,

sen de bilmiyordun;

Ama seni -öyle sevmemek değil!
Unutulanın adı ne olur?

-Hep yenilendim sebeple...-

Belki hüzün, belki göz yaşı

rengi canlı kılınan...

Beyazlara, sen gibi gitmiştim
ben de,

geldiğim duraksız zamanlardan...
Zamansız sevilen olamayandım.

Sorulduğunda seni
hiç söylemedim mesela.

-Yinelenemezdi adın-

Nakarat gibi,

ne sen

ne ben

tekrarımız yoktu.

-zaten biz de yokmuşuz...
Zamanın içinde.

Bir iz bıraksaydık,

o kelimeye mahkum olurduk

Hatırlanmak zorunda kalınan.

V. Han Duvarları

Adın han duvarlarına
kazılamayacak kadar özeldi.

Bir duvar yazısı gibi,

genç bir yazgı yolu ve yarenlik edemezdik.

Sonsuzluktu istediğim çünkü...

Mesela,

ben hiç sevmiyordum o kelimeyi,

Çünkü senle olan

her şey yine yeniydi bana.

Desem ki,
-dedikçe

Yollar bir labirentin çıkmaz sokakları oldu.

Çünkü;

yine karanlıktı sabahlar, uyandığım her gün için...

Sarı,

sıcak bir sokak olamazdı.

Lambalar yolumuza,

ve ben sana boyun eğmedikçe...

Ya da sen bu sokağımda benim

Yürüdüğüm o cana can olamamışken.

VI. Üç Renk

Hani mesela,

mesele: hep bir ilkti adın aslında.

Hani imkansız sandığımız

Üç renk karışınca, bizdik meğer.

Vazgeçilmeyen o üçüncü renk.

Denenmeyen o karışım...

Yeni bir rengi yoktu aslında bu hayatın!

Deyip yine susmamalıydın.

Mesela,

Öyle usulca dökülürken zaman

seni beklemekle

koca bir ömür gitmiş;

o kelimeye,

artık dönüşü olmayan bu limanda
yenilendim,

ama yine yenilendim...

Hani karışmışken renkler,

paletin üstünde,

yazılamayan ve çizilemeyen o desenler

tuallere konulan

o cisimler kadar

şekilsiz ve renksiz

değilmiydik sanılanın aksiyle?

Evet,

yerimizi seçememişiz sadece

Bu ressamın elinde de

ne yeni bir cisim

ne de

yeni bir rengi yoktu oysa ki!

VII. Gizli Kelimeler

Hani mesela,

Bir şiir olmuşduk gibi

ama sezilmeden yenilendik yine kalemlere.

Yinelendik

çıplak çırılçıplak

o gizli kelimelerde.

Biz bir giz değildik artık

Senin aleni sevenin olmamı kabahate sayamazdım...

Eskimeyen bir şeyler sende de yok mu?

Sen de çok olan, çokluğunu azaltmış...

Ben de yok olan, yokluğu çoğaltmışken.

O kelime

Eskimeden,

yenilendi adım

Oysa ki

kelimeler eskiydi

renkler eskiydi

Bizdik

solmayan yeni rengi

dünyanın.


Tcpassenger_ierdoğan

15.02.2026/ierdoğan 


-Çokaldanmışımcokkinecok-

17 Şubat 2026 11 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar