Sen Diye Diye

Sensiz vuslata düşmüş bedenimde düşe kalka geçip giden vuslatın kuytu köşelerinde ne acılar çekiyor sensiz ruhum bedenim içim dışım her yerim.. Sen diye diye ...

Belki de içim kanıyor çektiğim sendeki acıdan ... Görmez, bilmez hiç kimse, seni sevdiğimi.. Seni severken acılarında boğulup verem olduğumu.. Ciğerlerimin su toplayıp nefes alamadığını, yüreğimin ok yemiş de kızgın bir lav gibi aktığını, için için kanadığını, kollarımın yaralı bir kuş gibi çırpındığını, senin için kan kustuğumu kimse bilmez.. Yalnızca ben bilirim sen diye diye..

Sensizlik dondurdu bedenimi.. Zangırdama tuttu üşüyorum yalnızlığında, sıcaklığın benden uzak.. Hadi uzat elini de al bak hop hop hopluyor yüreğim, sen diye diye..
Al eline uflayarak avuçlarında ısıt dudaklarınla üşümesin.. Korkma dokun ona ellerinle.. Uzanamıyorsan eğer, gönder ruhunu onla dokun.. Sarıp sarmala rengini bile anlatamadığım vuslat yapraklarını ser üzerime üşümesin bedenim.. Sen diye diye..

Gözlerini göremediğim kör günümde, içime doğan nurlu bir güneşsin, karanlık gecelerde yolumu aydınlatan nursun.. Vuslata giden ruhumda doğan deli bir taysın, Bir ok ucunda derdimi uzağa fırlatan yaysın sen..

Kış uykusuna yatsam, kış boyunca çılgınca sayıklasam lal olsa dilim, sen diye diye..

Gözlerimi kapatsam uyur gibi yapsam ruhunla gelir misin, bir kış boyu ruhumla olur musun ? Rüyalarıma girsen sorar mısın beni tanıdın mı diye ? Gideceksin diye, bilsem de, ben bilmek istemem tanısam seni,

Bedenimde eksi derce de buz tutmuş gibi sancı verici bir akşamüstü yalnızlığı kol geziyor. Şimdi al tut ellerimi göğsündeki sıcaklığa koy beni..

Tenimde huzur yok şimdi, bak, sana susamış gözbebeğimden çıkmıyor aşkla döktüğün hiçbir leke..

Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi, parçalamak istiyorum elime geçen her şeyi..

Bedenim hala sen giderken felç olmuş gibi bıraktığın halini sürdürüyor.. Hala çaresiz, hala başıboş bomboşum.. Gözlerim ağlamaklı hala buğulu, Sen aşkınla ışıl ışıl ışıyan ışığının yandığı gözlerim oldukça fersiz...

Çaresizliğimdeki sensizliğe düşüyorum her an, sensiz geçen güne saate dakikaya isyanım var.. Ne zalimmiş, ne acımasız meğer.. Acıyor içim dışım, yangınlarındayım.. Ne kadar da yakma, yıkma ve acı heveslisiymiş meğer sendeki aşk.

Ya sen, hiç mi özlemedin beni, hiç mi merak etmiyorsun, hiç mi düşünmüyorsun.. Ya senin hiç mi için yanmıyor, için acımıyor, hiç mi, hiç mi ? Bense her gece, her gün, her an, her salise, dakika saat kahroluyorum, sen diye diye

Gel sarıl bana da dinsin sen acılarım.. Bu sahte, bu yalancı, bu mendebur çilekeş yaşamın ortasında inandığım tek gerçeğim sensin... Gel suç ortağı olalım, aşk suçunu birlikte işleyelim gel ve sarıl son bulsun sahte yalancı umursamaz kalabalığın ortasında asırlardır süren korkunç yalnızlığımız..

Ruhumdaki eşsiz güzelliği oluşturmak için, dağlardaki ovalardaki kırlardaki kır çiçeklerinden, lalelerden zambaklardan sümbüllerden kainattaki bütün çiçeklerden alıntılar yaptım sana, sırf seni oluşturmak için, sırf bu yüzden.. Sen diye diye sen molasındayım.. Sen

Ateşinle sayıklarken, sana susamış dudağımla sebil niyetine ateşleri içeceğim.. Sen diye diye..

Sensiz yatağıma bedenimi sarsın diye arsız dikenleri sereceğim.. Sen diye diye..

İntizarında günden güne aşıkların uğramadığı terk edilmiş bankların kuytu köşelerde eriyeceğim... Sen diye diye..

Bir türlü koparmaya kıyamadığım, ama sana vereceğim diye kıydığım, senin ellerine sunduğum kır çiçekleri, ellerime batarak dikenlerini ayıkladığım dikensiz güller anlatsın sana olan sevgimi, anlatsın yalnızlığımı, çaresizliğimi yavaş yavaş eriyen yüreğimi, güllerdeki yağmur böceği, sana vereceğim diye özünü toplamaya kıyamayan arılar anlatsın, ben anlatamadım, uğur böceğimizle güller anlatsın güller..

Hayallerim umutlarım, özlemlerim acılarım, gecem gündüzüm, yazım kışım, suyum aşım, her şeyim hep sen... Hepsinin yerine seni koydum senle besleniyor ruhum bedenim her yerim.. Sen diye diye..

Sen diye diye..

( N.K. 10 Ocak 2011)

10 Ocak 2011 4-5 dakika 14 öyküsü var.
Yorumlar (6)