Her Sancı da Ölümü Uysallaştıran Bir Sevda Masalısın

Ey aşk!
Sen; içinde yeşil gölgelerin oynaştığı bir deniz,
Bağ bozumu sonrası yeniden toprağa düşen bir tohumsun.
Doğru notalarda yeri-göğü inleten bir melodi,
Buğulu gözlerle sabahın göğsüne açılan bir penceresin...

Orkidesini arayan titrek bir yaban arısı;
Korkak, sıcak, çekingen...
Ve tutuşmayan küllerin korunda yanan bir güneşsin!

Sen; sesi duyulan,
Dibi görünmeyen derin suların adı,
Şimşeği çeken toprağın ta kendisisin.
Gönüllü rüzgarın önünde sürüklenen beyaz bir bulut,
Sessizliklerin beslediği hüzne gebe bir hayatsın.
Sen yağmurun ağlayışına kulak veren uzun ve zor bir gecesin!

Ey aşk!
Sen, karanlık ruhların çığlıklarına sus diyen, nefes olan
Kısırlaştırılmış duyguların ışığı,
Yavaşlayan ezgilerin gücüsün...
Sönen seslerin alevi,
Küskün duyguların mimarısın
Ve senden olmayanların vazgeçilmez gururusun!

Sen, nice zorluklara meydan okuyan
Yeni bir doğumun başlangıcı,
Geç kalmış zamanların,
Yaşanmamış yılların beyin gücüsün...

Ve sen; iddiasız siluetlerin önünden geçen,
Gözleri baykuş kıvraklığında endişeli bir erkek,
Yapay kürklerin içindeki genç bir kadınsın...

Köleleşme, köleleştirme!
Yabancılaşma, Çelişme!

Sen, her sancıda ölümü uysallaştıran bir sevda masalısın!

06 Aralık 2009 211 şiiri var.
Beğenenler (5)

Henüz beğenen olmamış...

Yorumlar (6)