Ab-u Hayat
İnsan bir damla sudan yaratıldı. Hayatı boyunca da suya muhtaç.
- İnsan; Bir damla su ve toprak.
Hayat; Su, toprak ve hava… Her canlının yaşayabilmesi için bunlara ve yemeye, içmeye ihtiyacı var. İnsan var olan birçok yaratıkların teşhir salonu gibi. Ateşten, topraktan, sudan, havadan alametler var üzerinde. Görünür varlıkların yanında görünmeyen yaratıkların da alameti var üzerinde. Şeytani alametler, Melekût aleminden alametler, nefsani ve ruhani birçok alametler…
İnsan ne olursa olsun, ister zengin, ister fakir, ister güzel, ister çirkin bir damla suya muhtaç. Hem de çölde yanıp, kavrulmuş gibi muhtaç. Yüce Allah hiç ayrım yapmadan göndermiş tüm insanlığa hatta tüm yaratıklarına. Hayatının sonuna kadar muhtaç bu bir damla suya bütün yaratıklar.
Bir damla, bir yudum suyla geldik dünyaya. Yine bir damla, bir yudum suyla gideceğiz öbür dünyaya. Gözümüzü su ile açtık, kapatırken de su olacak hep yanımızda. Son nefesimizde bir yudum su, yıkanıp tertemiz gitme ümidiyle yıkayacaklar bizi bir kova suyla.
Son nefesimizi verirken bir damla su ile aklımıza gelecek verdiğimiz bir damla su, içirdiğimiz bir bardak su. Belki karşımızda olacak dünyada iken suladığımız yanık gönüller, kurumaya yüz tutmuş fidanlar…
Güler yüze, tatlı dile hasret, el uzatılmayı bekleyen insanlar… Bir damla suya muhtaç çiçekler gibi. Suya, sevgiye muhtaç yaratıklar.
Belki kurtuluşumuz olacak bir yudum su… Belki de felaketimiz olacak bir damla su. Hoyratça kullanmamız, başkasının hakkı olan bir yudum suyu haksızca alışımız…
Su hep söndürür mü ateşi? Ateş hep yakar mı?
Ateşleri söndüren su, gönüllere şifa olan su, hep söndürdüğü gibi yine söndürecek mi? Yine şifa olacak mı? Yanımızda olacak mı en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman? Yoksa bir damla su sel olup afatlar mı meydana getirecek?
Ateş İbrahim peygamber (a.s) i yaktı mı? Dağ gibi ateş yakmadı ve yerinde nasıl su ve balıklar meydana geldi? Allah’ Ey ateş İbrahim’i yakma’ emriyle yakmadığı gibi serinlik bile yaptı. Çünkü Hazreti İbrahim Allahın dostu ve peygamberiydi. Bizim de ateşimiz serin olacak mı? Ya biz kimin dostuyuz? Bizim dostlarımız kimler?
Musa (a.s) yalan söyleyen bir kimsenin yalan söylediğini bildiği halde yalan söyleyen kişide yalanını inkâr edince Hazreti Musa; tut elimi şu yanan ateşin üzerinden geçeceğiz, yalan söyleyen yansın’ deyip yalan söyleyen kişiyle ateşin üzerinden geçmiş. Fakat Musa (a.s) yanmadığı gibi yalan söyleyen kişide yanmamış. Hazreti Musa;’ Ya Rabbi ne hikmettir’ diye sorunca Yüce Allah; ‘Ya Musa, biz dostumuzun elinden tutanı yakmayız’ buyurmuş.
İşte belki bir yudum suyla Allah’ı memnun edip dua almak, beklide bir Allah dostunun elinden tutmak… Kurtuluşumuz nasıl olacak? O en hararetli ateşte kimler bir yudum su verecek, kimler söndürecek yanan dağ gibi ateşimizi?
Şimdi suyu hoyratça kullanırken, bir yudum suya hasret kalmak… Okyanusta bir yudum suya muhtaç olmak… Gözümüzün önünde akıp giden hayatı bir akarsu gibi düşünememek ve gereği gibi kullanamamak ne acı…
İmkân varken bir damla suyla can kurtarmaya… Bir damla suda yok olup gitmek… Bir yudum suda boğulmak… Bu suyun bolluğunda kirli kalmak… Temizlenmeden gitmek kir ve günahlardan… Bir yudum suyu bulduğumuza şükretmek ve hakkını verebilmek…
İşte su hayat, beklide hayat bir yudum su…
Kuruyan, sıcakta kavrulan gönüllere bir yudum su olabilmek… Suya hasret toprağa, ağaca, çiçeğe, kurda, kuşa bir yudum su verebilmek… Kuruyan gözlerden bir damla olup’ Allah için’ akabilmek… Su ile geldik su ile gideceğiz. Bu gün bir yudum su var, yarın olacak mı? Ya da yarın biz olacak mıyız?