Topluluktan yeni düşünce yazıları
Eğitim ve öğretim görecek
Ne kadar çok bilirsen hiç bir şey bilmediğine çıkıyorsun.
06 ocak 2022' İsmet Baba - 1 ' in finali...
Egodan İde Serzeniş
Güzeli ve güzelliği görebilmek ne güzel.
İki kent, iki kıyı...
Düşünceyi görsel ve video eşliğinde keşfet
Eğitim ve öğretim görecek nesiller alfabeyi daha pratik, daha hızlı akıllarda kalması ve kelimelerin ilk harfleri tanımaları için somut benzetmeler yapılarak öğretilmiştir.
A: harfi Alfabenin ilk harfi
Sokağa inen karanlık, binaların arasına sıkışıp kalan o ağır ve tedirgin edici kokusuyla başlar. Kadın olmak bu coğrafyada, kendi gölgesini bile kırparak yürümektir; adımların arasına gizlenen o görünmez zincir, dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren omzuna bırakılan rızasız bir mirastır. Hayatın tuvali başkalarının ellerindeki fırçalarla kirletilir; ne zaman gülüneceği, hangi yollardan geçileceği, sesin hangi perdede tutulacağı ve ruhun hangi kalıplara hapsedileceği hep dışarıdan gelen o yabancıların cetveliyle biçimlendirilir.
Sessizliğin üstüne giydirilmiş en kurnaz dayatmadır bu. "Güçlü ol" ezberi, omuzlardaki dağın yükünü katlayan ikiyüzlü bir teselliden öteye gitmez. Kadın, kendi kalesini örmek için demirden bir zırh kuşanmaya kalktığında yalnızlığın buzdan surlarıyla tecrit edilir; sesini yükseltip o bozuk düzenin ezgisini yırtmak istediğinde ise "tahammülsüz" damgasıyla tenhalaştırılır. Varlığını, emeğini, nefes alışını her gün yeniden mahkemeye çıkarıp kanıtlamak zorunda bırakılır. En yaralayıcısı da bu zulmün bir zaman sonra yadırganmaz hale gelmesi, ömrün kumaşına sinsi bir iplik gibi işlenmesidir. Kadının parmak uçlarında bir hançer gibi bilediği ev anahtarı, karanlığın ortasında kimsesiz bırakılışı sıradanlaştırılamaz.
Bölüm 2
Dükkândayım.
(İsmet Baba-1 'i okumak isteyenlere)
Kelepçeler çözülmüştü. Ama insanın bileklerinden çıkan demir, bazen ömründen çıkmıyordu...
Bazı insanlar uzun yaşar ama arkalarında pek az iz bırakır. Bazılarıysa kısacık bir ömre, bir milletin yüz yıl sonra bile unutamayacağı kadar büyük bir hikâye sığdırır. Yıldırım Kemal, henüz 24 yaşında hayata veda eden ama adı bir köye, bir istasyona ve bir milletin hafızasına kalan o insanlardan biridir.
1898 yılında İzmir'de doğan Kemal, daha genç yaşlarında vatanın ne demek olduğunu savaşın içinde öğrenmişti. Millî Mücadele yıllarında Manisa'dan Aydın'a, Balıkesir'den Bursa'ya; ardından İnönü, Eskişehir ve Sakarya'ya uzanan mücadelelerin içinde yer aldı. Öylesine hızlı, gözü pek ve beklenmedik baskınlar gerçekleştiriyordu ki arkadaşları ona artık yalnızca Kemal demiyordu. Kimi zaman bir günde birkaç ayrı yere baskın düzenleyecek kadar hareketli oluşu ona ömrünün sonuna kadar taşıyacağı bir isim kazandırdı:
Yüksek tavanlı yalnızlıkların arasında, betondan örülmüş o sağır kafeslerde nefes almayı yaşam sanıyoruz. Ne zaman o köhne, o taştan duvarlı evleri hatırlasak, göğsümüzün orta yerine keskin bir sızı düşüyor. Oysa o zamanlar, toprağın kokusunu içine çeken damların altında, dünyadan habersiz ama dünyaya yetecek kadar zengindik.
Büyük şehirlerin o meçhul hayatları, suskun sokakları aklımızı çelmişti bir kere. Zannettik ki mutluluk, asansörlerin taşıdığı yüksekliklerde, lüks salonların ışıltısında gizli. Pencereden sızan neon ışıklarının insanı ısıtacağını sandık. Yanılmışız. Güzellik ne cephelerin ihtişamındaymış ne de eşyaların pahasında. Asıl zenginlik, o daracık odalarda bölüşülen bir lokma ekmek, akşamın seherinde aynı sofraya dizilen yorgun ama huzurlu yüzlermiş. Kimsede fazlası yoktu belki ama kimsede eksik olan da sevgiden gayrısı değildi.
Yeni bir deneme paylaş; bakış açını edebiyat topluluğuyla buluştur.
Deneme, yazarın bir konuya kişisel, özgür ve araştırıcı bir bakışla yaklaştığı edebî türdür. Edebiyatla'da farklı düşünce dünyalarından denemeleri keşfedebilirsin.
Edebiyat, sanat, toplum, yaşam ve kültür üzerine yayımlanan denemeler güncel akışlar ve kategorilerle düzenlenir.
Kendi düşüncelerini deneme biçiminde paylaşabilir, takip ettiğin yazarların yeni yazılarını okuyabilir ve yeni bakış açılarıyla karşılaşabilirsin.