Topluluktan yeni düşünce yazıları
Düşünceyi görsel ve video eşliğinde keşfet
Yahya İncik, 1970 yılında Mersin'in Tarsus ilçesinde doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Tarsus'ta tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden 1995 yılında mezun olmuştur. Meslek yaşamına 1998 yılında bankacılık sektöründe başlamış; yaklaşık yirmi beş yıl sürdürdüğü bankacılık kariyerini 2023 yılında emekli olarak tamamlamıştır.
Mesleki yaşamının yanı sıra beşerî bilimler ve edebiyat alanındaki ilgisini akademik çalışmalarla destekleyen İncik, 2020 yılında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirmiştir. Ayrıca Anadolu Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen *Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı* (2024), *Siyasal İletişim* (2025) ve *Türk Halk Edebiyatı* (2026) sertifika programlarını başarıyla tamamlamıştır.
**Gece ikiyi çeyrek geçe alarm çalıyor. Uykulu gözlerle akreple, yelkovanın kırılışını izliyorum. İzlemek yerine, böyle pasif ve kimseye faydası dokunmayan boş sözler etmektense; hissediyorum demeyi isterdim daha çok..."Sizi anlıyorum beyler! Haklısınız! Her gün resmi bir işiniz gücünüz, aceleniz yokken, durduk yere sizi rahatsız edip; bu saatte kalbinizi dargınlığıma kuruyorum. Her gün benimle bu kör saatlerde ayaklanıyorsunuz!" Aaa! Hissetmez olur muyum canım? Hissediyorum tabi...Başıma boca ettiğiniz bu devinim ve dengelerimi altüst edişinize hiç kulak asmayıp, sonra da kendi yasalarımla çelişkiye düştüğünüz bu mekanik kırılışlarınızı! Hissetmek! Durun ya olacaktı burada bir yerlerde, az önce ayağıma ha bire dolanıp duruyordu. Çocukların her yerden pörtleyen oyuncak sarı ördeği gibi belki yanlışlıkla üstüne basmış, o da can havliyle "vik vikk viiik!" ötünce çöpe atmış olmayayım sakın sevimli minik kuşu? Hay Allah! Nereye kayboldu bu şimdi? Tüh! Görüyor musun? Bir anlık öfkenin acısını zararsız, şirin bir hayvancıktan çıkarmışım. Hiç benlik hareketler değil bunlar. Hiç hem de hiiiiiççç! Neyse n’apalım olan olmuş! Başka bir hissizliği kuytu köşede ararken nasıl olsa çıkar yine ortaya, pişkin pişkin gelir yine kendi tahtını hatırlatır.**
Hatırlamak! Ne kadar uzun zaman olmuş bizim bunak mösyö ile karşılaşmayalı...O da hissizlik gibi hiç olmadık bir zamanda böyle karşıma geçip, ayak ayak üstüne atıp oturur camış gibi...Pilli kalbimden, kanamalı albümlerden, bu ağır yaralı duvarlardan, tırtıklayabildiği kadarını, dişleyip götürebileceği ne kadar kırık dökük mazim varsa, bütün sülalemi topluca götürür durgun bir göle bırakır. Bu çağın insanı olmak var ya ayrı bir sorun zaten, artık kanacak, kandırılacak bi yaşta da değiliz ki; gelene hoş geldin gidene eyvallah diyelim. Her yaşın bi kırıntısı, girintisi çıkıntısı, getirisi götürüsü var. Yedi yaşında da değiliz ki topumuzun peşinde olalım, ip atlayalım, tek derdimiz pamuk şekeri, lolipop etipuf filan olsun. Bu yaşın da başka türlü açlığı var. Sevgi, saygı, barış, kardeşlik, vicdan, merhamet, bilgi, kültür, aydınlık açlığı gibi say say bitmez. Yaş ilerledikçe, gemi su aldıkça bi can kurtaran gelecek mi, bi simit atacak mı, boğulmaktan kurtaracak mı seni oğlum sen ona bak gerisini boş ver! Hayatında böyle biri ya da birileri varsa iyi...Ben kıyıdan uzaklaştım biraz..biraz fazla açıldım mıstık kusura bakma seni beklemedik! Bizim cilveli yunuslarla takılıyorum gittiği yere kadar. Peder senin elin kolun uzun, gözetlemeci memuru gibi yedi yirmi dört saat tepemdesin! Bari bi simit at şurdan şu martı kadına da göz göre göre boğulup gitmesin!..Hatırlamak diyorum! Nasıl bir şeydi, neye benziyordu? Acı mıydı, tatlı mıydı, ciddi miydi yoksa bayat şakalarıyla maytap mı geçiyordu bizimle? Görürsem anlatırım ama şimdi gitmem lazım! Dur bakim o da burda elimin altındaydı nereye kayboldu acaba? Bu evde de aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum ki! Anneeee! Gitmemi gördün mü bi yerde? Burda dolapdaki diğer yalnızlıkların arasına asmıştım en son kırış kırış, sen mi aldın? Kız annee kime diyooom? Üstündeyse çıkar çabuk geç kaldım! Amatörler ligindeki şovenist şeytanla randevum var! Kazanırsam beş yıldızlı dokunulmaz yalnızlığımla cehennemin dibine gideceğim! Bak şimdi sen gitmek deyince aklıma hep ’on iki yıllık esaret’deki; benimle aynı yazgıyı paylaşan kader arkadaşım oyuncu kadının çaresizliği aklıma geliyor. Gitmek sonra daha da zorlaşıyor, beton gibi çakılıp kalıyorum yerime ama kendi aramızda konuşup bi karar verdik ve dedik ki: "Biz goril olmak istiyoruz!" Allah kısmet ederse seneye bu vakitler, anadan doğma üryan bir şekilde gözlerimizi Kongo ya da Uganda’da açıp; kör talihimizi bir de oralarda deneyimleyerek, bize geldi mi tutukluluk yapan bu kelek şansı bir an evvel lehimize çevirmek istiyoruz. Belki şeytanın bacağını bu sefer kırarız belli mi olur?
İnsanın kendi içinde kurduğu o yüksek surlu kale, genellikle dışarıdan gelen saldırılarla değil, bizzat içeriden verilen tavizlerle yıkılır. Modern zamanın en büyük yanılgısı, ruhumuzu bir misafirhaneye çevirip kapıdan giren her gölgeyi ev sahibi sanmamızdır. Oysa hayatımıza sızan her yabancı, ruhumuzda kalıcı bir iz bırakmaktan ziyade, beraberinde kendi eksikliklerinin gölgesini taşır. Sizi şekillendirmeye çalışan, sınırlarınızı kendi hoyratlığıyla aşındıran her ses; aslında en mahrem yerinize, o kutsal sessizliğinize saplanan birer nişandır.
Bizler sıklıkla başkalarının rızasında kendi değerimizi ararız. Kayıpların hüzünlü sessizliği, sanıldığı gibi bir boşluk değil; aksine ruhun kendi karmaşasını susturup hakikatini duymaya başladığı en ağır, en keskin andır. Bir insana veda etmek, bir yas değil; ruhunuzun üzerindeki sahte emanetleri iade edip kendi sınırlarınızı yeniden çizme eylemidir. Bazı kapılar dışarıdan değil, bizdeki onaylanma açlığıyla içeriden açık bırakılır. O kapıyı kilitleyerek dışarıda bıraktığınız; yalnızca ısrarcı sesler değil, ruhunuza biçilen o dar, nefesinizi tüketen sahte değerlerdir.
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Tanrımıza hamdolsun.
Milletimiz var olsun.
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Yeni bir deneme paylaş; bakış açını edebiyat topluluğuyla buluştur.
Deneme, yazarın bir konuya kişisel, özgür ve araştırıcı bir bakışla yaklaştığı edebî türdür. Edebiyatla'da farklı düşünce dünyalarından denemeleri keşfedebilirsin.
Edebiyat, sanat, toplum, yaşam ve kültür üzerine yayımlanan denemeler güncel akışlar ve kategorilerle düzenlenir.
Kendi düşüncelerini deneme biçiminde paylaşabilir, takip ettiğin yazarların yeni yazılarını okuyabilir ve yeni bakış açılarıyla karşılaşabilirsin.