Ağır Gelir Zamana
Bedenimi ruhuma sattım.Ya ruhu mu?Ruhumu kimlere sattım? Başkalarının bedenlerinde gözüm yoktu.Ruhlarını istedim,vermediler....Karşılığında ruhumu teklif ettiysem bile almadılar...Alanlarsa,o kadar hoyrattı ki! Bana verecek ruh kalmadı. Bedenimi ruhuma,ruhumu bedenime verdim.Ruhumu mutlu etmek için sarıldım,bedenime.Kurban ettim ruhumu,yüksek sarp kayalardaki sunaklarda beş para etmeyecek sevdalara....Kurban ettim,bile bile... Yaşadıklarımızı anlara indirgemiştik...Duygularımızı pazara çıkarmış...Anları tükettik biz,zamana geri vermemecesine aldık onları.Zamandan çaldık. Herşeyi adlandırmayı öğrenmiştik....Ölü bedenimizde taşıttığımız ve canlanabileceğinden korktuğumuz duygularımızı;sevinçlerimizi-aynı anda hem mutluluğu,hem hüznü ve yalnızlığı,kalabalıklığı,gözyaşlarını ve umutları yeniden yaşayabileceğiz korkusunu yaşıyor,korkuyorduk....Herşeyi adlandırmayı öğrenmiştik. Korkmayı öğrenmiş......Yalnızlıkların yanyana getirdiği suretlerdik.Yalnızdık.Ayrı ayrı yalnız. Bunu biliyorduk,yine de beraberdik.....
anlara anlamlar yükleme. ağır gelir, ağır gelir zamana dayanamaz düşüverir zamansız anlar, An gelir Anı An gelir sancı olur damlar damlar gözlerinden.... damlarda papatyalar anlar yalnızlığını parçalı bulutlu hava durumları anlar
Gözlerim, Anlar gökyüzündeki bulutu Duru güzelliklere hasret Gönlüm Aşk da yalan Sen de. Bu sanal dünyada. Neden bana düştü, Neden? Hem aşk,hem sen,hem yalan Hep yalan?
8 Mayıs 1997