Aldatmak
Dieser Beitrag wurde am 08.09.2022 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Kadınların erkeklere oranla daha fazla aldatabilme potansiyeli (seçeneği) olmasına rağmen erkeklerin bu eğilimde daha fazla bulunduğu görülmüştür. Kadınlar karşılıklı iletişimde önceliği duygulara verirken, erkeklerde ise bunun tam tersi bir yaklaşım ortaya çıkabilmektedir.
Varoluşsal etkilerin yanı sıra erkeklerde bir doyumsuzluk gözlenmektedir. Deyim yerindeyse aç bir kurt gibi sürekli etrafına saldırmaktadır. Kadınların seçenek fazlalığının da buradan geldiği söylenebilir. Burada baba figürü de önemli bir yere sahiptir. Annelerinin babaları tarafından aldattığını gören çoğu erkek tarafından bu durum çok yadırgansa da kendi özel hayatında bu eğilimde bulunduğu görülmektedir. Bu durumdan iyi bir ders almayan bir birey ne kadar babasını yadırgıyor olsa da yine deyim yerindeyse. “Armudun dibine çoktan düşmüştür.”
İşte tam burada bir döngüden söz etmek gerekir. Yanlışı kırmadığımız noktada buna dahil olmuş ve bu döngüyü devam ettirmiş oluruz. Boşanmayla sonuçlanan evliliklerin yanı sıra mutsuz ve neredeyse mecburi olarak görülüp devam ettirilen bir nevi işkencelere şahit oluruz. Bu durum aile birliğini temelinden sarsmakta ve çocukların bu ortamda sağlıksız yetişmesine neden olmaktadır. Neyse ki günümüzde kendine ve topluma yararlı kadınlar yetişmekte, kendi ayakları üzerinde durabilme eylemini başarmakta ve sözde mecburi kavramını yıkmaktadır.
Günümüzde ilişkilerin ya da evliliklerin çabuk sona ermesini bir nevi, tahammülsüzlüğe veya şımarıklığa bağlayanlarımız epeyce çoktur. Lakin toplumun eriştiği bilgi ve kültür seviyesini göz önünde bulundurursak bunun artık yanlış eylemlerin daha kolay açığa çıkmasıyla, bireylerin bir yanılgının sonunda farkındalığa erişmesiyle bağdaştırmakta yerinde olacaktır.
Bu dönemde sıklıkla yer alan sözlerden biri ''Gençler artık evlenmiyor''dur. Evet evlenmiyor ve hatta sağlıklı denilen ilişkiler bile kurmakta güçlük çekiyor çünkü; göz yumma yani kabullenme dediğimiz olay artık pek söz konusu değil. Bunun dışında insanların birbiri arasındaki iletişimde artık çok daha erişilebilir olması kendini yetiştirememiş bireylerin bir nevi halk pazarı alışverişine dönen ilişkilerine neden oldu. Gerekli farkındalığa sahip olmayan, karşındakine ve öz saygısını yitirmiş bireylerin yaşamın hiçbir alanında mutluluğu ve başarıyı yakalaması mümkün görünmemektedir.
Yazımı sonlandırırken bir sözümü de buraya iliştirmeyi uygun gördüm.
''Hep daha iyisine (daha başarılı, daha zengin, daha güzel) ağzınızın suyu akıyor. Fakat günün sonunda var olan değeri ve gerçekliği de kaybediyorsunuz. Hep daha fazlasını istemek aşağılık insanoğlunun büyük bir yanılgısı. Siz bazı şeyleri çok geç ya da hiç anlamıyorsunuz.''