Bakkal Amca
Dieser Beitrag wurde am 16.01.2012 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
'Bakkal amca! Bir kilo toz şeker verir misin? Babam gelince parasını verecek..'
'Musa Efendi! İki ekmekle 250 gram peynir.. Deftere yazıver..'
'Bakkal Efendi..! Bu ay oğlan para göndermedi.. Deftere yazıver de, tamamını gelecek ay vereyim..'
Bu taleplerin hiçbiri geri çevrilmedi yıllar yılı..
Bir lira bile olsa deftere yazıldı.. Şunu bari öde kardeşim denmedi..
Bir ay aksadığı oldu, iki ay aksadığı oldu, bazen daha uzun süre aksadı ödemeler.. Amma, komşuluk hatırına tek kelime edilmedi. 'Ahmet efendi nasıl olsa verir..' di..
Mahalle bakkalları belki de Türk Milleti' nin güzel bir hasleti.. Başka ülkelerde var mı bilmem.. Ancak; bizim mahallelerimize yakışıyor..
Sevimli, sempatik, hoşgörülü, vefakâr, cefakâr 'Bakkal Amca' larımız..
Bu kadar millete mal olmuş bir esnaf kitlesinin; yalnızlığa terk edilmesi, itilip kakılması, hor görülmesi olacak iş değil..
Eğer o bakkallar olmasa idi; belki babalarımız akşam eve ekmek getiremeyecekti..
Yazılı kâğıtlarını bile ondan alırdık hatırlayın.. Vermeseydi veresiye, sınavlara giremezdik.. Kalem ondan, silgi ondan,kalem traş ondan.. Hep veresiye.. Bir kez olsun 'OLMAZ!' lafını duymadık onlardan.. Hatta veresiye defterlerini yakanlar çok olmuştur içlerinde.. 'Nasılsa ödeyemeyecek bu millet, helal-i hoş olsun, ne yapalım..'diyerek.
Şimdi gidin bir markete de, bir silgi alın bakalım kart geçirmeden veya para vermeden.. Ya da bir gazete.. Bir adet ekmek... Mümkün mü? ASLA!!!
Bu bize has oluşumun günün şartlarına uymak, ilerlemek adına yokluğa itilmesi anlaşılır şey değil..
Bence bu vefakâr insanlara (birini bile ayırmadan) madalya takmalı bu devlet, madalya.. Bunca yıl 'sosyal patlamalara engel oldular' diye..
Var ol sen bakkal amca..! Biz biliyoruz senin değerini.