Ceviz Kırmak mı Daha Özel Yoksa Erk'e Kırdırmak mı
Kehribar yalnızlığını alt edemeyenler üzerine son zamanlarda yapılan araştırmaların kapalı toplumlarda yaptığı tahribatın o toplum katmerleri üzerindeki çelişkilerin ortaya çıkmasında çok önemli faydaları olduğu değerlendirilmiş, bu değerlendirmeler ışığında gözlem altına alınmasına karar verilen insanların toplumla ilişkileri kesildiğinde, ilişiği kesilen insanlardan ziyade kehribar insanlardan tecritlenen toplumlarda iç güdüsel hareketlerden yoksunluğun başladığı ve bu başlayan iç güdüsel hareketlerden yoksunluğun o toplumun gözeneklerini dolduran sanatsal ve edebi eserlerin çağdaş toplum düzeyinin çok gerisinde kalmalarına neden olduğu ve bu yoksunluğun toplumda yeni kehribar yalnızlıkların oluşmasını tetiklediği ve bunun da yeni cinnetlere sebebiyet verdiği gözlemlenmiştir ki bu cinnet esnasında toplumun lehine olmak üzere erkin başında bulunan lider olduğunu sanan kişilerin yok olmasına sebebiyet olmuştur.
Anlamsız bir düşü, vıcıklaşmış sözcüklerin kucağına yuvarlayan kar topunun oluşturduğu çığ'ın gözyaşlarını silmeye kalkan muktedirler, tanrıların güneşin genzini okşadığı sabahların dik dağların yamaçlarına kurdukları meyhane türkülerine eşlik etmesini bir türlü beceremeyen ve hatta becertemeyen erk'lerin cirit attığı bağları çürük halatlarla tutturulmuş toplumlar; maalesef kültürel kalkınmayı beklemekle henüz doğum yapmış çocuğunu emzirmek için öğle güneşinde terli göğüslerinden süt gelmesi için dua eden yeni anneden kabristanlıkların yalnız karanlığında camın buğusuna resim yapmasını beklemek arasındaki farkı bir türlü kavrayamazlar ki, bu kavrayamamazlık onların geçmişlerini ısrarla bu günlerden ayıran örümcek ağlarının tellerinde dolaşan ve de dolanan zehirleri de görmelerini engellerler güttükleri toplumlarda aydınlanmak için köhne ve izbe sokakların dar merdiven altında toplanan insanların inanç ve azmini de es geçmelerine neden olarak insanların böyle uzun yazılan cümlelerdeki algısal kaymaların nedenleri tespit etmelerine engel olmuşlardır.
İnsanlık tarihi kadar eski olmakla övünen ama maalesef toplumun gerek alt katmerlerini, gerekse üst katmerlerini oluşturan tabakalar tarafından dışlanan, küçümsenen ve toplumun ahlaksal katmerlerini aşındırdığı düşünülen mesleği icra edenlerin iç dünyasına güneş ve yıldızlardan alınıp da Ay'ın da bulutların mavisinden yürüttüğü renklerle katıldığı ışık huzmesini tuttuğumuz zaman göreceklerimiz eminim ki bizi yöneten erk'in karşımızda sergiledikleri hal ve tavırları ya da sözcükleri kaale almayıp da onların yokluğumuzda sergiledikleri davranış bozuklukları ile beyinlerinin en ücra köşelerinde yerleşip de sadece kendilerinin müsaade ettikleri zaman ortaya yayılan düşünceler ile düşüncelerini fiiliyata geçirmek için göze aldıkları çirkinliklerden daha vahim değildir ki hiç olmazsa dünyanın en eski mesleğini icra edenler öz'lerinde, bir yerde erkin yapamadıkları daha doğrusu menfaatleri için yapmaktan kaçındıkları sosyal toplumun yaraları mevcuttur ki bu yaralar maalesef bizlerin ısrarla görmekten kaçındıklarıdır ki ve bunlar bizler ne kadar da bu oluşumları görmekten kaçınsak da zamanı gelince karşımızda kar tanesiyle başlayıp çığlıklarla çığa dönüşen felaketlere dönüşeceklerdir.
Erk'in özellikle bizim toplum gibi gelişmeyi bir türlü başaramayan toplumlarda özenle uyguladıkları böl-yönet ya da uyut-yönet gibi sistemleri uyguladıkça bizlerin keyifle uyumaya devam ettikleri hatta bu uyku halinin yanında tavır alan erk'i daha fazla sevdikleri son on yılda erk tarafından birkaç kez test edilmiş ve bu testten destek alan erk'in de uyguladıkları bu metotlara daha fazla sarıldığı gözlemlenerek bu sarmalı aşmak ve toplumu uyandırmak için uğraşan aydınların maalesef toplum tarafından takdir edilmek yerine dışlandığı, erk yandaşları tarafından sanal algılar oluşturularak toplumla bağlantılarının ustaca kesildiği hususunda yapılan gözlemler neticesinde umutsuzluğa kapılan aydınların ya şahsi menfaatlerini düşünerek erk'in yanında yer aldığı ya da kendilerini yalnızlığa kapatarak toplumla zaman içerisinde iyicene zayıflayan bağları kestiğini tespit eden dış ülkelerce ülke üzerindeki menfaatlerini sağlamak için erk'e daha fazla destek verdikleri tespit edilmiştir ki maalesef bu tespitler de ne dünyanın en eski mesleğini icra edenlerin işlerine engel olmasını sağlamış ne de geceleyin ağını pür dikkat ören örümceğin ağı örmesini engellemiş ne de buldukları ölü bir sineği kışın yemek için yuvalarına taşıyan karınca ordusunun taşımasına engel olmuştur.
Bu durum sadece ve sadece saçma bir yazarın anlamsız ve de algılama'sız bir deneme yazmasına neden olmuştur ki zaten o yazar da yazacak konu ararken aklına birden olmasa da ansızın bu konu aklına gelmiş, aklına gelir gelmez de cidden üşenmeden ve de yorulmadan açık olan televizyonun sesine dikkat kesilmeden bu konu üzerinde düşüncelerinden düşürdüklerini yazmaya niyetlenmiş, ancak konuyu çok derin bulunca sözlüğü açıp bulduğu birkaç sözcüğü yan yana getirip cümleler bulmaya yeltenmiş fakat sözlükteki sözcüklerin duygularına hitap etmediğini fark edince de nereye nokta, nereye virgül koyacağını düşüne düşüne parmaklarının klavyede götürdüğü harflerden bazı düşünceler yazmaya kalkmıştır ki sonuçta bu yazdıklarından oluşacağını düşündüğü denemeye bir isim bulmak için bile bir iki saniyeyi harcamanın hüznüyle denemeyi bitirecek güzel bir cümleyi toplumdan dilenmek için camdan dışarıya baktığında gördüğü karanlık gökyüzünde köşeye sıkıştırdığı yıldızların haykırışlarını duyunca dünyanın en eski mesleğini icra edenlerin çektiklerine hak vermiş ve kendisini yöneten erk'i başına getirenlere bol bol dua etmeye her niyetlenişinde ta derinlerinden gelen ünlemli sözcükleri tekrar derinliklerine yollamak için çok çok çaba sarf etmiştir.
ersin başeğmez 21 eylül 2014 22:01 _izmir çaysız_şekersiz ve bademsiz