Deneme Yazmaya Dair
Dieser Beitrag wurde am 17.12.2016 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Kimileri; şu yazarın bu kitabıyla büyüdüm, bunlardan esinlendim, şu türdeki eserleri okudum, der hani. Ben de edebi olan hemen her eseri, önerilen yazar ve şairleri, o emek ustalarının en bilinen birkaç eserini okumaya çalışmışımdır öğrencilik yıllarımda. Ama ille de şu iyi, bu süper dediğim olmadı. Okumak, bir eserden tat almak da görecelidir ne de olsa. Fransız deneme yazarı Montaigne'i yıllardır okul derslerimizde ve kitaplarımızda duymuşuzdur. Sanatçının Denemeler' adlı eserinin tamamını incelemek için Pedagojik Formasyon Eğitimi dönemimde Balıkesir İl Halk Kütüphanesine üye olup okumuştum. Denemeler üzerine yoğunlaşmak adına bu eserin okuma günü süresini bile üyeliğimde birkaç hafta uzattım. Denemeler kitabında toplam 132 eser var. Türkçe çevirisinde kitap toplam 304 sayfaydı. Ve kitap Dünya Klasikleri' listesinde yer alıyor. Kitaptaki kimi denemeleri kısacık yarım sayfayken kimileri beş altı sayfadan ibaret. Yalın bir dil ve oldukça keyifli yazılar içermekte. Montaigne'in Denemeler kitabındaki ilk eseri olan Kendim Hakkında' başlıklı yazısının ilk paragrafında yazar şöyle yazmış:
'Vücudum, sağlam yapılı ve iricedir. Boyum ortanın altında, yüzüm dolgundur. Gençliğimden beri sağlıklıyımdır; çok seyrek hastalanmışımdır. Hüzün ve sevinç arasında bir kişilik yapım var. Ayrıca ateşli ve sıcak kanlıyımdır...'
Kendini anlattığı bu deneme, kısa ve yarım sayfacık bir yazıdan oluşmakta. Boyunun ortanın altında oluşunu kendi boyumla eşdeğer buldum okuduğumda ve tebessüm ettim. Kitabın arka kapağına yazarın bir cümlesi alınmış, hemen paylaşayım:
'Bu kitapta hiç yalan yok. Ben burada gerçekleri yazmaktan başka bir amaç gütmedim. Sizlere hizmet etmek ya da kendim için ün kazanmak hiç aklımdan geçmedi; zaten böyle bir amaç peşinde koşmaya gücüm yetmez. Kısacası sayın okuyucu, kitapta yazılı olan benim!' Montaigne, 1580
KENDİn ile konuşmak ve iç BENini anlatabilmektir deneme. Kendini en iyi ifade edip öz cümleleriyle edebiyatı yorumlamak, varlıkları kendi bakış açısına göre betimlemek ve kendi yorumlarını konuşturup içselleştirebilmek de deneme yazarının hüneridir. Kolay değildir deneme dalında eser verip de bu türde yaratıcı olabilmek. Türk Edebiyatında da Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan ve Ahmet Haşim'in bu türde yazdığı eserlerde tat bulmuşuzdur. Montaigne, Türk ve dünya edebiyatındaki birçok yazara ilham olmuştur. İçinden gelerek yazdığı, konuşur gibi seslendirip sohbet havasında ele aldığı yazıları herkese ışık tutmuştur. Deneme yazmaya dair birçok fikir atılır ortaya. Aslında alanında kendini geliştirip eserleriyle kendisini kanıtlamış sanatçıların her kitabını okumalı belki de. Her yazarın kaleminde farklı tat vardır, edebi çerçevede yol aldığımız sürece okuma aşkı huzurumuzda yol alır. Edepsizce cümleler ve boş laflarla gençleri olumsuz etkileyen, kıyıda köşede satılan dergileri duyarsınız bazen. Aslında onları kökten kaldırıp yerine Türk Dil Kurumunun, Kültür ve Turizm Bakanlığının yayınevinden çıkan dergiler gelse ne güzel olurdu. Edebiyatta bir devrim olurdu. Sahaflarda yer tutan sarı sayfalar, eski İstanbul kartpostalları, o eski odun kokularını içinde toplayan parçalanmış ciltli kitaplar nasıl da sizleri bekler.
Sahaflardan en ucuza aldığınız o eski kitapları bantlayıp yapıştırarak, aralarından ip geçirip destek yaparak ve bir de onları şeffaf kaplıkla kaplayarak gün yüzüne çıkardığınızda nasıl da güzelleşirler. Deneme okuma aşkını yudumlamak, bayramda kendisine yeni elbise alınan çocuklar gibi yeni kitap kabındaki o coşkuyu hissedebilmek inanın bambaşkadır. Kolay değildir kendini ifade edebilmek ve zordur deneme türünde yazabilmek. Güzelliği deneyerek, okuma coşkusunu denemenin tadında ballandırırcasına iyi okumalar diliyorum.