Gözyaşı
Dieser Beitrag wurde am 02.02.2016 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Hepimiz gözlerimizin asıl işlevinin görmek olduğunu sanırız. Ama gözyaşı gözlerimizin asıl işlevinin görmek olmadığını kafamıza vura vura anlatan bir hazinedir. Gözyaşı bazen çaresizliktir. Bazen rahatlamanın bir yolu, kelimelerin tükendiği, dilin söyleyemediği yüreğimizdeki acıları hafifletmek için dökülen su tanecikleridir. Bir insan gözyaşı dökebiliyorsa hala insani duyguları kalmış demektir gözyaşı, uğruna dökülen şeye ne kadar değer verildiğini gösterir. Kadın ve çocukların en etkili silahıdır gözyaşı. Ruhumuzla bedenimiz arasındaki tek gerçektir gözyaşı. Bize insan olduğumuzu hatırlatır. Ruhun elle tutulabilir gözle görülebilir olduğunun ispatıdır. Kalp kaynağından doğar ruh kanallarından geçip gözümüzden akan bir pınardır. İnsanın içindeki tüm duyguların bir anda tutulamayarak dışarı çıkmasıdır. Bazen acı, bazen sevinç verir insana. Gözyaşı bir insanın hayatta geldiği son noktadır; O anda her şeyin anlamsız olduğu bir andır. Gözyaşı ızdırabın sessiz damlalarıdır. Gözyaşı doğruluğun ve samimiyetin simgesidir. Hislerimizin bizi hiçe saydığı bir olaydır gözyaşı. Kocaman bir mutluluğun göstergesi ya da içimize sığmayan hüznün su damlasına yansımasıdır. Bazen mutluluk bazen hüznün dansıdır. Gözyaşı; sevinçle, hüznün buluşmasıdır. Sevgiliye katıksız bir aşkla sunulan bir mektuptur, arzu hal- dir, bir duadır, yakarıştır. Rahmetin sembolüdür tabii içten ve samimi olmak şartıyla. Rabbimizin gücü kudreti karşısında ona karşı teslim oluşumuz ondan af dileyişimiz ona sığınmamızın işaretidir gözyaşı. Yazımı büyük üstat Necip Fazıl KISAKÜREK'in bir sözü ile bitiriyorum. 'Yaradan rahmetini kahrından üstün saydı; Ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?'