Hangi Gün
Gözlerim bir uçurumda açılıyor geceye. Düğümlenmiş hissediyorum bedenimi. Kelimeler zaten yalnız bırakmış, anlatamıyorum hiçbir şekilde kendimi. Cesur bir ses duyuyorum uzaklardan. Arkama dönüp koşmamı söylüyor. O karanlığın içine hiç düşünmeden atılmamı. Hiç duraksamadan koşmamı. Hiçbir şey olmamış gibi davranmamı istiyor benden, gözyaşlarımı öylesine akıtmış olmamı. O karanlıkta bir şeyler başlayıp bitti! O karanlık herkesi içine çekti. Onları sevdi ve sevilmek istedi. Tek bir şartı vardı ki oda kör olmak. Acı çekiyor olsan da asla çıt çıkarmayacaktın. Bunu istemesen de asla hayır demeyecektin. Canım yandı ve dayanamadım. Haykırdım, koştum. Göz yummak istemedim. Hayallerim vardı ve ölüyorlardı. Ölüm görmek istemiyorum. Benden bir parça olmaları ruhumda eksiklikler hissettiriyor. Ve ben kendimi anlayamıyorum. Kaçıyorum ama karanlığa gitmemi söylüyorum. O ses benim. Cesur olmak istiyorum. Ve cesurmuş gibi davranıyorum. Cesurmuş gibi çünkü benzetme edatını kaldırmaya gücüm yetmez. Cesaretim o uçurumdan atlamaya yetmez. Derin bir nefes alıyorum, aşağıya bakıyorum. Sonsuz bir karanlık varmış gibi hissettirirken soğuk yüzüme vuruyor. Ve hala yaşıyorsun diyor resmen. 'Hatırla buraya neden koştun?' . Ölmek için koşmadın mı? Bunun için onca kişiyi karanlıkta yalnız bırakmadın mı? Şimdi neden ölmüyorsun, hala bir korkak mısın ki korkak olmasan acıdan neden kaçasın. Unutmak istiyorum yaşananları ve ölmek. Ancak böyle unutabileceğimi biliyorum. Acıyı karanlıkta bırakacak ve beni özleyenleri düşünmeyeceğim. Acı onlarla kalacak ve bir daha asla bana uğramayacak. Güzel anılarımı da bırakıyorum. Ama bıraktıklarım o güzelliklere ağlayacaklar. Bu sefer geri dönmek istemiyorum o karanlığa. Bu sefer kendi seçimim de karar kılıyorum. Başkasının değil. Bir başkası yok burada. Ben ve ben varız. Görünen ben ve gerçek ben. Görüneni gerçeğinden iyidir. Ve bu insanlar onu hatırlayacaklar. Geçmişten bir şeyler hatırlıyorum. Yalanlar, mutlu anlar, ölümler ve günün sonun da keşke böyle yapsaydım ya da olsaydı düşüncelerim. Ne kadar safmışım. Bırakıyorum bedenimi. Bedenim ruhumun parmaklarının arasından kayıp gidiyor geceye. Soğuk bir karanlığa atılıyorum. Düşüyorum... bedenim hızla soğuyor. Yere çakılacağım anı bekliyorum saniyelerce. Gözlerimi açsam da göremiyorum. Yine kör oldum! Ve hala düşüyorum. Bunun bir sonsuzluk olduğunu söylememe rağmen hala çakılmayı bekliyorum. Bu nefes kesen hızda ve dondurucu karanlıkta. Çığlıklar yükseliyor. Bu benim sesim değil. Anılar canlanıyor. Mutlu anılar ama ağlamama neden oluyor. Hani bu karalıkta kalacak olanların yapacağı işti. Aydınlık mı kör etmişti? Mutluluktan haz almayı mı unutmuştum? Kimdim ben? Kimsin ki sen? Hatırlamak istediğinde neden kaçarsın kendinden? Bir daha ki sefere gözlerimi geceye açtığımda yıldızları da görmek istiyorum.