Hayat Gerçeği
Ben kavramlar bilirim, kendime has mantık ve duygularla, ben hayatı yaşarım kendi kural ve prensiplerimle.Başka fikirler öngörüler değiştirmemeli hayat felsefesini, yapı taşlarını.Önemli olan zamanlanmış kısa süreli bağlılıklar olarak geçirmek mi, bu kısacık yıllarla ifade edilebilen bu hayatı yoksa bir arada binlerce yıl yaşayabilmek mi? Bu sorular yapı taşlarıdır her fikrin her düşüncenin. Kitap okursun, okula gidersin,hayal kurarsın yada gününü gün edebilirsin belki, ama mutlaka bir amaç olmalı en basitinde bile.Bu bir mantalitedir, bu bir özdeyiştir belki de.Neyin kabul göreceği yaşanarak öğrenilir her defasında.Yaşanmadan çözülmeyen bir sırdır beklide hayat.Farklılık gerektirir bazı olaylar,bazı yaşamlar ama korkup kaçmayla da sonu gelmez ki hayal kırıklıklarının. Ağızdan ağza dolaşan söz vardır, binlerce kere duyma imkanı vardır her insanın ?hayat ne garip'.Düşünmek gerekir aslında hayat mı garip bizler mi!...Bir gün olur uzun metrajlı bir filme benzetilir hayat, bir gün olur başıyla sonu hatırlanmayan bir rüya.Her ne olursa olsun mecburidir bunu sürdürmek farklı, farklı senaryolarla bu sahnede rol almak.Bizler biliriz ki sadece baki kalacak bedenlerimiz değil ruhlarımızdır.Aslında filme başladıktan sonra bu oyunu gerçekten ruhumuzla oynamalıyız.Belki temsiller hatalıdır yada hareketler ama inanırım ki yapılan her somut hata er geç düzeltilir.Eğer ruhla bir hata yapıldıysa bunun telafisi bence imkansız denilecek kadar zordur. Baş rol oynamaktır asıl zor ve tehlikeli olan.Zaten fazla seçenekte sunmaz ki karşısındakine;ya başroldesindir ya ikinci planda bir dublör.Şu da vardır ki kesinlikle ne konumda olursanız olun mutlaka filmin bir parçasındasınızdır.Bundan şüpheniz olmazsın asla.Yüce yaratan ayarlamıştır sizlerin seviyenize göre bir rol yada bir görev. Mutlu olmakta, hayatı gam, keder ve hüzünle yaşamakta tam anlamıyla sizlerin elindedir bundan eminim.Hedefler amaçlar bu yüzden çok önemlidir bu sahnede.Siz mutlu olmak istediğiniz kadar mutlusunuzdur.Bu duyguları mutlaka engellemek isteyen kişiler olacaktır.Sizlerin mutsuzluğu ile mutlu olacak kişiler vardır. Dedim ya herkesin bir görevi vardır filmde.Ta ki siz ne zaman bu sahneden inersiniz bu filmi tamamlarsınız onların görevi de sona erer...Kim ki buna biçare aramaya kalkar ve bunu engellemeye çalışır işte düşmüştür sahneden. İnsan doyumsuz bir varlıktır ne kadar içerse içsin bu hayat iksirinden şişenin hepsi benim der ama bırakabilse elinden başkalarını da düşünebilse dünya daha farklı olurdu zannımca.Bunu basit bir cümleye ile anlattı insanlık tarih boyunca ?bencillik' belki de gerçekten anlamına yetersiz kalıyor kısacık bir kelime.Eğer bu kelime literatürde olmasaydı ve bununla birlikte manası da hiçbir zaman bilinmeseydi hayat daha farklı olurdu.Kimine göre macera yada kimine göre oyun olan bu hayat tam anlamıyla mükemmelliği anlatan bir kavram olabilirdi.Olabilirdi diyorum çünkü insan yaşamadan, tecrübe kazanmadan geleceği göremez buna doğası izin vermez. Hani birde doğası vardır insanın yapabilecekleri yada yapamayacakları diye kısaca tarif ettiğimiz sayısız ve sonsuz istekler,arzular ve hedefler...Bunlar mutlaka yapılmalıdır yapılmazsa bu filmde ne senaryo vardır nede oyuncu.sadece başıyla sonu belli olmayan bir süreçtir... Güzel bir söz bilirim belki çok uzun bir süreci vardır ama ne olursa olsun hayatı özüyle ele alır bu; ?öyle iyi ve dürüst bir hayat yaşayın ki ileride yaşlanıp geriye baktığınızda keyfiniz kaçmasın' bu bir kurallar bütünüdür ya bunu yapacaksın yada hayatını keşkeler ile dolu yaşamaya mahkum olacaksın.İki duvar arasında mahkumiyetten daha ağır bir şey yok gibi görünür ilk başta ama emin olunki insan hatalarının mahkumu olduğu zaman adeta bu koskoca dünyada mahkum gibidir...Nereye bakarsa baksın gözlerinin önünde bir duvar görür.