Hoşçakal Yapboz Sevdam
Bir parça gökyüzü ver bana Biraz da gözyaşı saçlarını dağıt öyle gel... Saçların rüzgarlarla gelsin, Sen,önce gel !
Yazıp da karaladığın Bir şiir olmamalı hayatın.. Sonu belli olmayan yollarda, Dönüp de baktığın olmamalı... Olmamalı aradığın...
O ilk öpücük
ya da
yaşadığın o garip çocuksu telaş....
ya da gözlerinde akmayı bekleyen..
son gözyaşı
Olsaydım...
Yeniden başlasaydık herşeye...
Ve gülümsemeyi öğrenseydim
Yeniden.
Gözlerinle.
,
Belki o zaman sevmeyi öğrenir...dim
Belki o zaman gurbeti.
Sevmeye alışırdım
Gözlerinden alırdım ben de,belki o son nefesi.
İhtiyacım vardı
Sevgine...
İşte ya,ihtiyacım vardı ya....
O yüzden kaybetmeye hazır
bekledim.Ve
İşte o yüzden,kaybettiğimden daha fazlası değildim....
Kaybettim. Hafif ve iyi niyetli bir kuzey rüzgarında uçuşan bir yaprak gibi sakin olacak dünyayı terkedişim. Hoşçakal dememişsem, darılma, harfleri yaşamda.Yapbozlar gibi yanyana getirdiğinde zaman parçalarını;uzaktan baktığında...kocaman bir hoşçakal çıkacak karşına. Yadırgama. Anlayacaksın neden hoşçakal diyemediğimi, neden dilimin varmadığını, ama zamanın beni hoşçakal demem için zora koştuğunu, anlayacaksın. Hoşçakal demek zorundaydım;çünkü seni her an,an be an öldürdüğümün farkındaydım.Elimi değdiğim herşey gibi sen de ölüyordun. Seni öldürmemeliydim. Hoşçakal!
Tüketmiştim bir bir... Tüm güzellikleri çiğnemiş...tim Tüm sevdaları kaybetmiş. Sonra aşkını...
Kendimi..bulamamıştım... Belki de aramamış... Beni..?Bildiğini bilmek...? Sen diye seslenebilmek.... Güzeldi herşeyden...
Avutuyorum kendimi...o ise başka bir neden.... Kederden soyunmak pahasına..avutuyorum. Çare olmuyorsun acılarıma.. Ve unutuyorum... Seni,yapboz hayatımı ve tüm kızıl batan gün batışlarını.
Çıplak kalmak pahasına.... 8 mayıs 1997