kalmak ve gitmek
Gittikçe uzaklaştığım bu şehirden seni de arkamda bırakarak gidiyorum. Aslında fark ediyorum ki senden hiç gidemiyorum gitmek de istemiyorum zaten Her şey seninle güzelken kalbimde yüreğimin içinde benimle yolculuk etmene ses çıkarmıyorum. Belki de orada olman bana fazlaca hissettiğim bir güven veriyor Senden gitmek senin benimle olmayacağını bilmek her gün katlanarak büyüyen bir acıya davetiye çıkarmak Peki taşıdığım bu katmerli acı olumun hangi safhası söyle bana can Hangi çilekeş acı verici ölüm bu kotu hissettiren yüreğimi kavuran sensizliğin tasviri olabilir
Neyi önüme koyarsan koy, gittiğin gün sonrası acılarıma çare olmuyor. Gidisini kabullenmeyen yüreğime mi ağlayayım yoksa sana mı? Aslında gitmek ve kalmak ikisi de zor. Gitmek, istemeyerek de olsa yollara düşmek yârin gözündeki yası umursamadan yüreğindeki acıyı kanıksamadan onu arkanda bırakmak kalmaktan da zor kalmak ise onu her saniye her salise döneceğini zannederek ömür tüketmek her caddede ya da her hangi bir şehirde beni bekliyor diye kendini inandırmak, yollara bakmak, kapıya telefona kulak kabartmak, bazen de gitmediğine inandırmaktır yüreğini böyle anlar çekilesi değil, kahredici