Kalpten
Bir insanı tanımanın en iyi yolu onunla mektuplaşmaktır. Bu bir mektup. Bu seni daha çok tanımak istediğim anlamına geliyor. Sana bu mektubu nasıl yazdığımı anlatayım. ... Masamdaki çekmecede kocaman bir defterim var. Defterimin kapağında da şöyle bir isim: Kahraman Mektupçular. Yüzlerce kahraman var bu sihirli defterin içinde. Ama çoğuyla tanışamadım henüz. Ne ben, ne de bir başkası. Bir mektup yazacağım zaman defterimi açar onlarla konuşurum önce. İçlerinden birini ya da birkaçını seçer, sonra da mektubumu yazmaya başlarım. Böyle diyorum ya, pek öyle kolay bir iş değildir bu. İnatları tutar bazen. Nuh der, peygamber demezler o zaman. ... Bir mektup yazmak için, defterimi çekmeceden çıkardım; rastgele bir sayfasını açtım. ... Karşımda bir kuş vardı. Seslendim: -Hey kuş! Yazacağım mektupta bana yardımcı olur musun? -'........' Beni duymamış olacak. Dönüp yüzüme bile bakmadı. Yokuşta uçarken yoruluyor muydu bu kuşlar? Duyması için yanına yaklaştım. Tam yolun sonuna varmıştım ki, havalandı, gitti kuş. ... Sayfaları çevirdim. ... Bir tavuk. Sayfanın üzerine eğildim. Üzerine serdiği yorganın üzerinden omzuna dokundum. -Sen ne dersin? Yazacağım mektupta bana yardımcı olur musun? -'Saat yarım oldu, şu sayfayı çevir de uyuyalım artık derim.' ... Çevirdim. ... R'leri söyleyemeyen yavru bir köpek. -'Pşşşt' diye seslendim. Onu da uykusundan uyandırmış olacağım ki, 'Hığğğğ' diye hığladı yavru köpek. ... Hızla çevirdim. ... Bir kaplumbağa ağır ağır geziniyordu sayfada. -'Nasılsın kaplumbağa kardeş?' diye sordum, -'İiiiiiyyyyyyyiiiiiiyyyyiiiiimmmm bbbeeeenn sssseeeennnnn nnnnnaaaassssıı ... Tam sayfayı çevirmek için elimi uzatmıştım ki, sayfa kendiliğinden çevrildi. Sazan balığı sayfaların arasından kafasını uzatmış yüzüme sırıtarak bakıyordu. ... Bu sayfayı da çevirdim. ... Çevirdim. ... Çevirdim. ... Küçük Prens! Gözlerimi oğuşlayarak bir daha baktım. Yine Küçük Prens! -'Hikayenizi okudum!' dedim. 'Gezegeninizi ve çiçeğinizi biliyorum. Küçük Prens! Küçük Prens! Çiçeğinin bütün nazına ben katlanırım. Beni sen anlarsın. Bir mektup yazacağız.' -'İmkansız!' dedi. 'Gezegenim eskisi kadar küçük değil. Artık sandalyemi bir kımıldatmayla bir günbatımı daha göremiyorum. Günde sadece bir günbatımı görebiliyorum ve onu kaçırmamalıyım. Ne olur beni anlayışla karşılayın, bugün olamaz.' ... Bir bu kadar kahraman daha reddetti beni. Şimdi burada hepsini anmak hem uzun olur, hem de gereksiz. ... Çevirdim... Çevirdim... Çevirdim... Çevirdim... ... ... Bu benim kalbimdi. Oraya nasıl, ne zaman girmişti? Kalbimle bir sayfada baş başa mıydım? Dertleşecek miydim? Aman Allah'ım birileri görse!... Ne kadar da pörsümüş bir kalbim varmış... Kalp... Yazması varmış, konuşamazmış. -'Dostum' diye başladım söze, 'neden konuşmuyorsun?' Dudaklarını büktü... Elimden kalemi aldı. Şöyle yazdı: 'Ben senin kalbinim. Kalpler konuşamaz. Ancak yazabilirler. Ben iyiyim merak etme. Ama burada sıkıştım biraz. Ben kalbim, kırılabilirim, bana gelen yol inceciktir, o yolu yürümek zordur. Ben kalbim... Ne söyleyeceğimi hiç bilemem, heyecanlanırım. Söylenecek çok şey varken sözün en söylenecek yerinde biterim... Cümleler, onlarca kelimeyi önlerine katarak, rüzgar gibi geçerler de dilimin ucundan; ama işte nasıl olur, söyleyeceğim şeyi yine de söyleyemem... Ben kalbim. Aşktır kalemim benim.'