Karşılıksız Aşklar Var Ne Güzel
Aşık olmak ne garip ve anlatılması güç bir olay,Herkez ömründe birkez de olsa aşık olur.Ama tarifini yapamaz. Dünyanın heryerinde geçerli tek bir dil var, oda Aşk. Tarifini çok çabuk yapabiliyorsan, Ya tam anlamıyla aşkın anlamını bilmiyorsundur yada oyun oynuyorsundur.
Aşk Acı çekeceğini bilerek peşinden koşmaktır, ama hiçbir zaman pes etmemektir.
Yapılan en büyük yanlışlık olduğunu düşünsen bile, o yanlışlıkların içinde en doğrusunun bu olduğunu farkedebilmektir aşık olmak. Her söz basit kalır Aşkın tarifinin yanında. Akrep ile yelkovanın durmadan yer değiştirdiği bu zaman diliminde ise tanımlamak dahada zorlaşır. Anlamını,Heyecanını,ve taşıdığı değerin kıymeti bilinmez. Bir sözcük ki nokta kadar değeri düşer çok konuşulunca. Sevdiğine kendini anlatabilmek için, yüreğini kalem yapıp kağıttan öcünü almak isteyen masal kahramanlarını dinlemek ise dalga geçmek için nedendir kimi zaman. Leyla veya Mecnun olmaktır, masal kahramanı olabilmek için. Hangi birimizin aşkı O masal diye nitelendirdiği, dalga unsuru gördüğü aşktan uzun sürüyor acaba ? Hiç çekinmeden, sıkılmadan, ulu orta seni seviyorum diyebilmek ise acizliktir.Ucuza kaçmaktır, karşılık beklemeden yaşanan aşk ile kıyaslanınca. Gömlek gibi değiştirilen sevgili kavramı bukadar ayaklar altına alındıysa, ulaşılması güç olan ütopyadan çıkıp gerçek olmuştur. Gerçek olan buysa eğer,Pembe kar yağar gökyüzünden,gözlerine karanlık inmiş papatyaların üzerine.
Karşılık beklemeden yaşanan aşklar var ,ne güzel. Hani Dünya oyun oynayan küçük bir çocuk gibi Güneşin etrafında döner, yıldızlar ise konfeti olup yağar ya gökyüzünün uzun saçları üzerine, dalga dalga, işte masal gibidir herhalde tek taraflı aşk Sokak fenerlerinin mavi ay altındaki karanlık gölgesinde yalnız kalması gibi korkmadan yaşayabilmek ise Aşk olmaktır. Uzun bir zaman geçtiğinde bile, yine de Umutlarının dili tutulmuyor bahsedebiliyorsan hala sevdiğinden işte aşk olmaktır temel sebebi.
Belki Umut hazinesinin anahtarını elinde tutuyordur karşılıksız sevenler.Hazine nasılsa onun ya ,anahtar ile hazinenin kapısını açıp sahip olmak yerine hissetmeyi tercih ediyordur, kimbilir.
Belki çok yakışıklı veya güzel değilsindir sevdiğin kişiyi etkileyebilecek bir hoşnutluğa da sahip olmadığını düşünüyorsundur, belkide gizli sözcüğün budur.Kendini beğenmemek.Kendine yakıştıramamak sevdiğini,
Bugüne kadar gözüne çarpmayan en ufak kusurlarını görmektir belki. Evet benimde etrafında dolaştığım, fakat bunu kendisine hissettirmediğim Belki çatlamış bir cam bardağı gibi tutunca kırılır diye düşündüğüm, Gözlerine baktığımda acı acı isyankar güldüğüm, Acımasız hançerini yüreğime sapladığı için Sessizce bir köşede bazen tek başına dolaştığım, Omzunun biraz aşağısına kadar saçları Boncuk gibi gözleri Simsiyah yaşam içerisinde bembeyaz bir çiçek gibi gördüğüm. BİRİ YOK. Olsa bile ne suç ne ayıp var aşkın yasaları arasında. Aşkın ortamı yok,Yaşı rengi yok, Acı bir tadı vardır gerçek meyvesinde. aşkın yalancı meyvesi ise baldan tatlıdır, yemeye kalkmak ise yalanlarla yaşamak olsa gerek ne utanç verici. Gündüzün acı omuzlarına yaslanmamak için gece ile sırdaş olmak,zamanın arka koltuklarında şöför gibi olmak, Ya adam gibi aşık olmak yada Herşeyi bir kenara bırakıp çekip gitmektir. Tarif edemezsin kendini sevdiğine.Bırak etme bu daha iyi. Her gece düşlerinde sabahla onunla,Dokunma sakın avuçlarına avuçları kıpkırmızı, ateş olur kanatlarını yakarsın. Dokunma sakın yanlışlıkla gözlerine, al al olursun kanarsın. Karşılıksız çıkacaksa sevgin, Bir mum ateşi ile yakıyor ise yüreğindeki kutsal düşlerini, yüklemekten kaçınma zamana bütün suçları.İlacı yoktur inanma sakın ona. Eğer ilacı olsaydı karşılıksız sevdaların neden en baştan merhemini sürmez acıyan yaraların üzerine .kanma sakın zamana çek masmavi limanından onun pespembe gemilirini. Senin ilacın kurşundan bir kalem ve beyaz bir kağıt.
sen ne kavuşamayanların sözcüsü olursun nede tek taraflı aşkların yazarı
Ne diyor şair Karşılıksız sevebilmekse sevda Gerçek seven küle dönmüş her çağda Elim kolum,bağlanmışsa kıyında Sana olan sevdamdandır bilesin Seydunayım gebermişsem kıyında Sana olan sevdamdandır bilesin
Bırak bulmasınlar seni içki masalarında, çaresiz kaldığın anlaşılmasın,Arandığında ilk bakılacağın yer Kağıtların arası olmalısın. Senin sevdiğin parmakların olsun konuş şair gibi onunla. söyleyemiyorum deme elbet söyleyeceksin. Şimdi kalemine kendi canını koy kaldır başını eğme, Gecelerin boşluğuna yalan yanlış dök içini At başlığını dinlesin zaman şimdi seni.
Boş kağıda seni yazmak
Birçok şey yazmak isterdim eski ve beyaz boş bir kağıda Seni ve sana olan sevgimi yazmak isterdim örneğin Seni nasıl sevdiğimi yazabilirdim Sana bakarken nasıl çekindiğimi Herşey yazabilirdim,bu eski ve beyaz, ama boş kağıda Zannetme boş sözler ile doldururdum yazdığım boş kağıdı
Belki Sadece seni tarif etmekde güçlük çekerdim Çünki güzelliğine benzetecek kelime bulamazdım Edebiyatım eksik ve yetersiz,şımarık bir çocuk gibi söz dinlemez Kelimelerim kifayetsiz kalırdı, Mevsimlerden bir ilkbahara benzetirdim, seni kokun yayılırdı etrafa Sonra Kışa gelirdim,buz gibi olursun bana karşı diye donardım Belki sana çok saçma gelecek ama Gözlerini hayal ettiğimde ağlar göz yaşlarımda boğulurdum
Herşeyi yazabilirdim eski ve beyaz boş bir kağıda Tebessümünü yazmaya çalışırdım örneğin Hani bakınca tebessüm ile bana, başımı öne eğerim Konuşurken seninle,gözlerim kaçamak olur sana karşı Sen bir konuşursun o an ne derdi düşünürüm nede tasayı Bir fırtına kopar sanki çölün tam ortasında Bana güzelliği sorarsın cevap veremem çünki karşımda Senden karşılık beklemiyorum sözlerimi sakın yanlış anlama
Çok uzak diyarlardan geliyorum bende senin gibi Yaralı bir güvercinim kanatlarım yanmış, ne yapayım düştüm bahçene Bu sözleri yazabilirdim örneğin,eski ve beyaz boş bir kağıda Sonra güvercinleri sevmiyorsun diye düşünürdüm Kağıdı buruşturur atardım bu seferde sana saygısızlık ederdim Oturur ağlardım Boncuk boncuk dökülürdü yaşlarım masamın üzerine Belki
Senin için birşeyler yazmak Acı ile oluşturulmuş dağı delmek gibi,nekadar zor O acı içinde yanmaya bile bile razı olmak Seni düşünmenin dışında birşeyler düşünmemek Ne büyük acı, ne büyük ateş, ne büyük kor
Herşeyi yazabilirdim bu eski ve beyaz ama boş olan kağıda Ama nereden başlayacağımı bulamazdım Sağa sola dönerdim, yazacak birşeyler bulabilmek için Elimi nereye atsam sen gelirdin aklıma Seni düşünmeden sana duygularımı ifade etmeye çalışmak nekadar acımasız Bir bardak mutluluk içerdim aklımdan çık diye Bu seferde mutluluğa yansırdı yüzün Sen kış mevsiminde açan bir papatya,ben ise o papatyalar içinde bir hüzün Sana göre belki saçmalık, belki avarelik, belki ahmaklık bu duygularım Doğru anlatmak isterdim hislerimi sana Ne yazıkki bu dikenleriyle can yakan, kıpkırmızı güller ile dolu bir bahçe Yok sana kendimi anlatabileceğim herhangi bir lehçe
Herşeyi yazabilirdim,eski ve beyaz ama boş kağıda ve şimdi herşeyi yazmak istiyorum Seni ve sana olan sevgimi Evet bunu yazmak istiyorum Tek sözü korkmadan diyebilirim bu uzun laflar içerisinden Beyaz bir kağıt kopartırım eski defterlerimin yaprakları arasından Sen gerçeksen Ben Hayal'im yazar sana uzatırım Sorarsın bana ya sen gerçeksen diye Ozamanda arkasına,sende gerçeklerin üstünde bir hayalsin yazarım. Sonra Eski defterimi tekrar açar silgim ile yazdıklarımı siler ve dolu kağıdı sana bırakırım.