Kıyıya vuran hatıralar
Bazı mekânların ruhu vardır.
Mavinin karaya en çok yakıştığı yer belki de burasıdır.
Kocaeli’nin kalbinde, Marmara’nın kıyısında,
Rüzgârın saçları okşadığı,
Sessizliğin bile şarkı söylediği bir park…
Adımını attığında toprağa değil, hatıralara basarsın sanki.
Eski SEKA fabrikasının küllerinden doğmuş,
Bir zamanların sanayi kokusunu
Martı sesleriyle yıkamış bu yer.
Kordon boyunca uzanan yürüyüş yollarında
Gül satan teyzeler belirir ansızın.
Bir elinde sepet, bir elinde umut…
Her gül, bir yürek çarpıntısı.
Belki bir delikanlının heyecanı,
Belki genç bir kızın yanaklarına düşen bir tebessüm.
Teyzelerin sesi, annenin sesi gibidir:
“Gül al evladım, seviyorsan al…”
Gözlerini biraz yukarı kaldırırsan,
Demirden kalpleri olan gemileri görürsün.
Ama mavinin içinde bu kadar zarif durmaları,
Ancak aşkla açıklanabilir.
Onlar da bekliyor sanki,
Bir yolcu, bir hatıra, bir mektup…
Her biri başka bir hikâyenin sessiz anlatıcısıdır.
Gençler…
Ah, gençler!
İlk aşkın sancısıyla yürüyenler,
Bisiklet süren hayaller,
Denize karşı gitar çalan dostluklar.
Bir bankta sessizce oturup
İki bakış arasında bir ömür düşleyenler.
SEKA Park, gençliğe ayna tutar.
Ve bazen o aynadan sen geçersin…
Bir zamanlar olduğun,
Olmak istediğin biri gibi.
⸻
SEKA Park sadece bir yer değil.
İçinde insanlar kadar hatıra,
Ağaçlar kadar sır vardır.
Sessiz ama konuşan bir mekândır.
Ve belki de en güzeli,
Bir gün sen de orada bir hikâyeye karışırsın.
Bir gül alırsın,
Bir fotoğraf çekersin,
Ya da birinin hikâyesine “merhaba” dersin.