Körelmek
Ağlamak belki ihtimaller içerisinde en iyimser olanı. Çünkü diğer ihtimallerin hepsi uçuruma uzanan bir aksiyon macerası. Yakalayınca boşlukta nefes alan bir halini, ciğerinden son nefesi çekip alacak türden.Ya da kalbine son çarpıntıyı hediye edecek...
Haykırmakta olabilir, o iyimser ihtimallerden bir tanesi. Betonlarla çerçevelenmiş kabuğu çirkeflikle çatlamış yer yüzünün uzanamadığı tek kubbe olan gökyüzüne karşı mesela. İçim de yosunlaşan tüm ukdeleri birer ucu aşkla sivrilenmiş ok gibi, bulutlara nişanla fırlatarak...
Körelmek, bu da kulağa hoş gelen bir reçete. Tanıştığımız andan itibaren zihnime işleyen her fotoğraf karesinin tekrarını yaşamamak için gözde, o kareleri kendi ruhumda kutsallaştıran varlığın üstüne yağan karlar altından yeniden yeşermemesi adına kalpte körelmek...
Sağırlaşmak, o da bir nebze kabullenebilir bir ihtimal.Kulağımı en hoş şarkılardan bile daha nadide mest eden o sese, ya da beni o sesin daha derinine götürecek tüm melodilere karşı sağırlaşmak. Bir de süzülüşüyle o betonsuz sema da gelinliğini çizdiğim dumanı ağzımdan uzaklaştırmak var o ihtimaller arasında. Belki de bu çölden gelecek olan suyla ayağa kalkacak olan hastanın ilacı. Belki de o üste sıraladıklarımı tek hamleyle söküp alacak olan acı.
Sevmekse ihtimaller üzerinde tek üstü çizili olanı ve aralarında denenmekten en çok eskiyeni. Hatta benden öte içinde kalmayan heyecanıyla beraber tek silinip gitmek isteyeni. Bu yüzden işte ne körelmek ne haykırmak ne sağırlaşmak ne de dumansız ciğere nefes aslında ihtimallerin en iyimseri, sevmek kelimesi geçtikçe üstü tütün kokan bu kağıtta sadece birer imge süsü olarak kalmaya devam edecek her neyse onun dışında kalan.