Merhaba
Dieser Beitrag wurde am 20.04.2018 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
HUZURA MERHABA
Dondurucu soğukta kızıl ateşi, kavuran sıcakta beyaz karı hayal etmektir, bahtsız olanların mutluluğu.
Hüzünler, haksızlıklar, her türlü keder sarsa da dört bir yanını, başını kaldırıp doğan güneşi izlemek, umut etmektir tesellisi.
Karanlık olsa da gecesi, gülümser göz kırpan Yıldızlara. Huzur bulur, selam verirken gülen Ay'a. Gecesi, yarının umutlarına hazırlıkla devam eder. Geçip koltuğuna kitabını okur. Yeni hayatlar, yeni bilgilerle tanışmak için. Ardından kirlisini billur gibi sudan geçirip, sabunun kokusu yayar hanesine.
Yatmadan, kederlerini süpürüp, dış kapıya bırakır. Örtülerin tozunu, dağlara saçar pencereden çırparken. Kapısını üç defa kilitler ki insanlıktan çıkmış mahlûkların zulmünden uzak, kaygısız ve huzurla uyansın sabaha.
Tan vakti gülümseyerek başlar güne. Akşamdan temiz bıraktığı dünyasına huzurla şükreder, 'Günaydın,' diye seslenirken aynadaki aksına.
Teşekkür eder Tanrıya! Teşekkür eder, onu taşıyan ayaklarına, tutan ellerine, gören gözlerine... Eğilip, bükülmesini sağlayan dizlerine teşekkür eder...
Teşekkür eder, onu canlı tutan tüm organlarına... Sevgiyle; "İyi ki varsınız, beni ben edensiniz," der gözüne, gönlüne, hayatı kayıt eden zihnine teşekkür eder...
Teşekkür eder, heyecan veren, sevip sevilmesini sağlayan yüreğine. Penceresini açıp, kuşlara el sallar, özgürlüklerini kutlar. Onlara da teşekkür eder, mavi gökyüzünü şenlendirdikleri için.
Güne başlamaya hazırdır... Giyer temiz elbisesini. Tarar, leylak kokulu saçlarını. Günün planını yapar. Hayatın ona verdiği görevleri sıralar. Koşar adım çıktığı sokaklar, sevgi yoludur... Varır mutluluk dolu menzile...
Rüzgâra teşekkür eder, özlemlerinin kokusunu saçtığı için. Koca çınara selam verir, kurda kuşa ve de sincaplara kucak açtığı, cömertçe oksijen sunduğu için. Selam verir laleye, güle mis gibi kokusunu içine, ruhuna çekerken!
El sallar nehir kıyısında sakin yürüyüşlü kaplumbağaya. Far bakışlı kediye, sokakların kralı benim tavırlı köpeklerle, çantasından çıkardığı yiyeceğini, suyunu paylaşır... Mutlu da öfkeli de olsalar; gülümser rastladığı tanıdıklara. Onlara da selam verir, sual eyler, iyi dileklerde bulunur.
Alacakaranlığın açtığı pencereden yeni umutlarını resmederek hayale dalar. Dönüp bakmaz geriye. Kulaklarını tıkar geçmişin gürültüsüne. Başka yerde aramaz huzuru mutluluğu. Cevherin kendi yüreğinde, umutlarında olduğunu bilir.
Bir türkü mırıldanır: 'Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim'
Sibel Karakız