Moonlight Sonata'nın Acısı
Bilmez kimse . Anlaşılmazsın çoğu zaman . Anlaşılmayacaksın da .. Zaman geçecek sevgilim . Seni üzen , yıkıp geçen , parçalayan zamanlar yaşayacaksın .. Yağmur altında el ele koştuğumuz , durup soluksuz öpüştüğümüz sokaklarda .. Tek başına yürüyeceksin .. Aklına gelecek yaptıklarım .. İçindeki duygunun pişmanlık olduğunu sezdirmeyeceksin küçük , yosun bağlamış yüreğine .. Oysa sen ağlamalısın sevgilim .. Bana , kendine , aşka , yitirilen zamana , boşa geçirdiğin günlerine .. Anlamayacaklar seni sevgilim .. İçindeki duygulardan sen bile bihaberken seni kimse anlamayacak .. Anlaşılmak istemeyeceksin bir süre sonra .. Kinin , nefretin , öfken , yitirdiğin bir aşkın ağıtı olacak sadece .. Elinde kalan yanlızca , bir küçük anı ve baktıkça beni hatırlayacağın sokaklar olacak ..
Beni terkettiğin evde bilmiyorum bu yanlız kaçıncı günüm .. Masamın üzerinde bıraktığın içki şişesi , ama şimdi boş . Bir piyano sesi kadar , hüzünlü ve kederli evdeki yanlızlık kokusu .. Şimdilerde yine uykusuzum , ama geceleri seni izlediğim için değil ; Sensiz o yatağa giremediğim için .. Aslında iyi oldu biliyor musun ! Sabah erkenden seni uyandırmadan kalkmaya çalışmıyorum yatağmız yerine sızıp kaldığım film koltuğumuzdan .. Üzerime geçirip senin eski tişörtünü , küçük sıcak ekmekler bulmak için çıkmıyorum evden parmak uçlarımda .. Gelip eve gürültü yapmamaya çalışarak çay da demlemiyorum ben artık ..
Uyanıyorum her gün toplam 2 saat süren uykumdan .. Biramı açıp geçiyorum bilgisayar başına .. Hani sen hep derdin ya " aşkım bişey yapmıyorsun, salak salak ekrana bakıyorsun, kalk koynuma gel " diye .. Sanki o lafı duymak istercesine bakıyorum ekrana , senin deyişinle salak salak .. Sonra üzerime bir şeyler geçirip çıkıyorum evden .. Bir tek o çok sevdiğin topuklu ayakkabımı giyemiyorum , Yılan derisi bu deyip dururdun hani, beni kızdırmak için .. Kapıyı kilitlemiyorum , anahtar hala paspasın altında . Giderken bırakmışsın ya başucuma ..
Sahile doğru iniyorum hani susup konuşmak istmediğin zamanlarda dinlendiğimiz o bara doğru .. Heyecanlanıyorum biraz, belki oralarda bir yerlerdesindir, sen de beni bekliyorsundur benim sessiz soluksuz , aylardır seni beklediğim gibi diye .. Herkes seni sorar bakışlarla baktığında yüzüme, yanlızca başımı eğiyorum . Garson biliyor ne istediğimi , önce bir 70'lik bira , ardından 3,5 tekila .. İçiyorum . Kalkıyorum . Gidiyorum . Senle geçtiğimiz yollardan geçiyorum ve her seferinde sana küfrediyorum !
Bir sabah sessiz sedasız yanımdan gitmeni gerektirecek neydi ? Anlam veremiyorum ..Yine , yine ve yeniden ..
Eve geliyorum bir bira, bir bira daha akşam oluyor .. Beni dansa kaldırdığın o ilk gece oturduğum sandalyeye oturuyorum . Bilgisayarda Bethoveen'dan Moonlight Sonata çalıyor . Dans ettiğimiz ilk şarkı . Seni anıyor , küfrediyor , bir bira daha açıyorum . Şarkı duruyor , sadece biranın açılış sesi çınlıyor bu koskoca evde .. Ve ardından ayağa kalkıyorum . Dans ettiğimiz yerde kendi kendime dönüyorum .. Aklıma geliyor anılarımız , gözlerimi kapatıp beni öptüğünü düşlüyorum . Bir an duruyor , gözümü açıyor , müziği sonuna kadar açıyorum .. Artık komşular da karışmıyor sevgilim .. Ne kadar acı , delirdim sanıyorlar .. Beni öperek yürümeye çalıştığın koridorda , çarptığımız her duvara dokunarak yürüyorum .. Odamıza , yatağımıza , mabedimize varıyorum ... Biraz önce sadece bira kapağının açılışı çınlarken ; bir piyano sesi kadar hüzünlü ve kederli evimizin duvarlarında , biraz sonra benim hıçkırıklarım yankılanmaya başlıyor .. Ağlıyorum , aşkımızı akıtıyorum gözlerimden .. Salonda hala moonlight sonata çalıyor .. Ve ben hala ağlıyorum ..
Sarıp bir sigara , sinerken koltuğuma ; Sana yeniden küfrediyorum ..
Bir sabah sessiz sedasız, uyanmamı beklemeden, hiçbir şeyini almadan sıcak koynumdan gitmeni gerektiren neydi ? Anlam veremiyorum .. Yine , hala , bitmek bilmezcesine ..
Bilmez kimse sevgilim .. Anlamazlar çoğu zaman .. Anlamayacaklar da .. Sen de anlamayacaksın beni , benim seni anlamadığım gibi .. Şimdi kulaklarımda çınlayan Bethoveen'ın o mahur bestesi .. Gözlerimde yaşlar .. Ve bir bira .. Minnacık dediğin ellerim , kırılmış bir bira şişesi yüzünden kan dolu ;
Ben yine sana küfrediyorum ..
Bir sabah sessiz sedasız uyanmamı beklemeden , anahtarını başucuma bırakıp gitmeni gerektirecek neydi ? Anlam veremiyorum ..
Şimdi yakıp bir sigara daha , bir bira daha devirdikten sonra ; Anlamaya çalışacağım sebepsiz gidişini , her gece deneyipte anlayamadığım gibi ..
Bilmez kimse sevgilim .. Anlamazlar çoğu zaman . Anlamayacaklar da .. Bir sabah sessiz sedasız uyanmamı beklemeden gidişini ; benim anlayamadığım gibi ,
Senin içindeki burukluğuda anlamayacaklar sevgilim ..
Ve şimdi küfürlerimin arasından söyleyeceğim birşey var sana ..
Aylarca gecikmiş , söylenmeyi bekleyen , boğazımda bir düğüm ..
Bilmez sevgilim kimse , benim gideceğini bilemediğim gibi , Oysa biz aşıktık , ayrılık dokunamazdı bize , sen demiştin ..
Bilmez kimse sevgilim .. Anlamazlar çoğu zaman .. Şimdi sadece benden sana ; Aylarca gecikmiş , Bir piyano sesi kadar hüzünlü ve kederli bir ;
- HOŞÇAKAL ..