Müjdat Gezen Söyleşisi ve Ben
Bu gün izinli günüm. Çok sevdiğim, çılgın deli dolu ve bir o kadarda tatlı Tülay Abla'mı aramak geldi aklıma. Uzun zaman oldu görüşemedik benim hayırsızlığım yüzünden. Aradığımda 15 dakika sonra geleceğini söyledi ve geldi. Biraz sohbet ettik hasret giderdik. Bana Müjdat Gezen'in Antalya Sanatçılar Derneğine Geleceğini söyledi. Beraberce o güzel insanı görmek ve dinlemek için gittik.
Üstadla beraber, Can ATAKLI ve Melih AŞIK geldi. Her zamanki sevecenliğiyle oturdu ve sözlerine başladı. Söyledikleri şunlardı;
Büyükşehir Belediyesi, küçük bir söyleşi yapmış ve bu söyleşiyi kitap haline getirmişler.Biraz karıştırdı kitabı.
M.G-Sesi gür olan birisi bu kitaptaki bölümü okuyabilir mi?
Şairlerden birisi çıktı; -"Ben okurum." Dedi.
M.G- "Belli sesin gür biraz önce ben konuşurken sesin buralara geliyordu" Dedi ve patlattı espriyi.
Ardından şair okumaya başladı. "Ben iflah olmaz bir Atatürkçüyüm. Ulusalcıyım ve bunun için çok mutluyum." Söyleşinin özeti kitapta, bende size duyduklarımın özetini yazıyorum.
Atatürkle ilgili iki güzel hikaye anlattı. " Siroz hastalığı ızdırap verir artık. Yaşamın son günleridir. Hatay sorunu olduğu için oraya gitmek ister. Hatay'a gider ve Fransız Komutanla konuşmaya başlar.
-
Beni çok üzüyorsunuz. Hatay'ı almanıza izin veremem. İlla Üzerinize mi yürüyelim. Beni üzmeyin. Hemen arkadan bir ses gelir;
-
Paşam seni üzemezler bizler arkadanyız.
Atatürk cevap verir; -Çocuk! Onu bildiğin için konuşuyorum.
İkincisi ise; Bu olay Antalya'da geçer. İtalya'nın Faşist Komutanı Mussolini Antalya'yı almak ister. Tamda o zamanlarda Atatürk Antalya'ya gelir. Şimdi sevgililerin uğrak yeri iskeleye iner. Bakar beş tane kocaman zırhlı. Hepsi İtalyan bayraklı. Korkutmak amaçlı, yalancı top atışları yapıyorlar.
Etrafına bakınır;
- Şu takaya Cumhurbaşkanlığı Forsu'nu çekin.
Yaveri şaşırır, etme paşam, yapma paşam. Hiç olur mu?
- Çek şu forsu dedim.Gidiyoruz.
Beş tane italyan sırhlısının arasına tıkır tıkır giderler. İtalyan komutan bakar. Bir taka geliyor. Yüzleri tanımak için eline bir dürbün alır. Bir de bakar Atatürk. Tam beş İtalyan gemisi geldiği gibi limanı terk eder.
Sonra Altın Portakal Festivaline damga vuran Emir KUSTURİCA olayından bahsetti. Üzgün olduğunu belirtti.
Emir Kusturica şu sözleri söyleyen bir insan. " Benim baştan beri, anti-emperyalist bir yapım var. Bütün çalışamlarımı ve yaşamımı bunun üzerine kurdum. Bu noktadan bana gelen saldırıları anlamsız buluyorum. Amerika'nın Balkanları yeniden şekillendirmek isteği yüzünden Yugoslavya parçalandı." Bunun için tepki gören bir insan...
Başbakanın sanatçıları dinleyeceği toplantıda Ertuğrul GÜNAY, Müjdat Hocayı arar.
E.G- Müjdat Bey Toplantıya gelir misiniz? Bir çayımızı için, yemeğimizi yiyin.
M.G- Sağolun Ertuğrul Bey benim karnım tok.
Sonra bir soru geldi. " Sanatçıların siyasetle anılması doğru bir hareket mi?"
Cevap; Evden dışarıya adımımızı attığımız an siyaset başlar. Her şey siyaset üzerinedir. Sanatçı eleştirmezse olmaz. Sormak gerekli. Sormamızdan korkulur çünkü; ilk soruya başlarsanız geri kesin gelecektir.
Bir soru daha! Saçlı birazca heyecanlı bir hanım;
-Ya bizim insanlarımız ne zaman akıllanacak? Hani derler ya, Deveye diken... Bizimkiler öylesini mi seviyor?
Cevap;
- Deveye dikenden sonrasını biraz açar mısınız? Ben anlamadım.:)
Baştan beri soru sormak istiyordum. Elimi kaldırmama rağmen söz vermedi. Hanımların sözü bitince bana söz verdi.
Soru: -Bunca yıl nasıl dik ve onurlu durabildiniz? Biz gençlere örnek olması için soruyorum.
Cevap:- E bende gencimde ondan.
Bütün salon gülmekten kırıldı.
Sonra dedim ki;
-Efendim son bir şey söylemek istiyorum. Sizin karşınızda "İlkelerin Olacak Şiirini müsade edersiniz okumak istiyorum.
- Oku, yok yok okuma, yanımda oku.
-Peki.
Ben başladım;
-
Uğur Dünadar'ın İşte Hayatım isimli kitabında ilk defa açıklanan bir şey., Bir çuval parayı onuru için geri çeviren Dündar'a ithafen yazılmıştır.
-
Yok yok, onu düşünerek yazdım. Söylediklerim bana aittir. Dedi.
Tam başlıyorum;
- Şu mikrofonu ağzına tut. Dedi.
-Yok efendim böyle olur mu?
-Tut şu mikrofonu ağzına.
-Efendim heyecanlanıyorum o yüzden.
En sonunda almaya razı oldum. Azer Bülbül gibiyim. Elim titriyor. Başladım şiire. Çok heyecanlıyım. Gür bir şekilde heyecanımı olumlu kullanarak bitirdim.
- Haytt beee, gel sana sarılayım. Dedi.
Hemen elini öpmek istedim. İzin vermedi. Sarıldık öpüştük.
Ölsemde gam yemem artık...