Nazım'a / Dokuzuncu Peron/Kara Tren
Dieser Beitrag wurde am 28.09.2024 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Uzunca bir süre sonra karanlıkta kar yağıyor şiirini, Sarıkamış soğuğuna içirdim Mavi gözlerinde, açıkçası bu hasreti nasıl yeşerttiğini hep düşünmüşümdür Daima uzak bir çelişki gibi geldi bana Aslında O kabına sığmaz yumruğundan büyük yüreğindeydi hüner, deldi geçti 700 bin km'lik alanı ve o alana da dar geldi: Memleket hasretin.
Haydarpaşa Tren İstasyonu bir dem, güneş alacalı Tolstoy'un Dostoyevski'nin göremeyeceği kültürden demet. Gurbetin amansız bir sürgünle cebelleştiği sayfalarda Sen yalnızlığın Adını yalın biçimde sayıklıyordun Bense o türküdeki trenin yad ellerdeki manasını inceliyordum.
Kim bilir kaç yurttaşın özlemini soluyordu masum duruşlarla. Zordu günler Bilmem nasıldı Anlatılmasa mıydı?
Piraye'nin kurabiyelerinden olsa gerek hapishanede bile sıcaklık. Kalp damarına sıkışan buza inat Titriyordu kâğıt Yakıyordu kalem.
"beni dört duvar arasına, seni de duvarsızlığa mahkûm ettiler" Demelerin ve tipik evlad acısından da öte bir hatıra sentezi oğlun Mehmet. Mehmet'ti.
Sahi unutmadan Abidin nerede şimdi? Duyulmuyor akrostişlerde gizlediğin adamın sesi Yahut bir sigara ucunda ağlayan ihtiras Görülmüyor Aşikâr olan gerçek Sen ağlamıştın Ağlatıyor salkım söğütler Kim bilir kaçıncı yüzyılın şairlerinin deresine düşüyor yaprakları ağacın Yorgun koridorların ıssız sesleriyle boğuluyor zaman Dava Ve bilek. Susalım
Şimdi kurşundan da öte cıvamsı ağır hava ve ötesinde Saman Sarısı ufuklar bilmem kaçıncı seni bekliyor tarih. Her satırına ruhumu düşürsem, sarısı; sayfada aşkla 3 yıla denk gelir mi usta?
Bakıyoruz da şimdi adına itibar vakaları yankılanıyor köşelerde Kendine itimadı olmayan adamların Sanat kavgası Belki kaygısı Yaşananlar
Yok yok doktor da yalan söyledi, sana Ne çok haklıydın Aşk sız olmaz usta Şimdi temcit pilavı gibi dön dur, şiirlerinde, ne kadar zor ise branda bezine kazıdığın hasret, o kadar zor Sana yazmak,
Yolunu gözlüyorum,
Candan selamlar
Sevgiyle kal...