Nefesim İstanbul
Dieser Beitrag wurde am 16.03.2022 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
İçine binlerce anı doldurduğumuz hayatımız bir nefesimize bakar. O nefes ki en enfes anlarda yanımızda olur, en gamlı hallerde bizimle durur. Bizimle yaşar bizimle son bulur. Aldığımız havanın her bir zerresi değerlidir biz fani kullar için. Keza yaşadığımız, doğduğumuz, doyduğumuz yer de öyle. Çünkü o yer bizim nefesimiz olur. Dünyada varlığımızı onun sayesinde idame ettiririz. Var olduğumuzu onun sayesinde anlarız. İşte yüzyıllardır nice imparatorluğun, devletin istediği, insanların canından çok sevip canlarını verdiği, pek çok milletin evi, yuvası bildiği nefesim dediğim yerdir İstanbul. Bir tarafı kalbimdedir, bir tarafı aklımda. Bir tarafının Asya'da diğer tarafının Avrupa'da olduğu gibi.
Her ne kadar anlatılırsa anlatılsın yaşamak gerek İstanbul'u; içine çekmek, derin ve yavaş bir nefesle hissetmek. Mavi, yeşil denizlerinin sesini duymak, yedi tepesini görmek, sokaklarını adım adım dolaşmak, tarihiyle bütünleşmek, insanlarıyla konuşmak, karında, yağmurunda tadını çıkara çıkara eğlenmek... Sayılamaz derecede şiire, hikayeye, destana ve daha nicelerine konu olmuş İstanbul'a şöyle bir bakmak.
Kimimiz "Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul.
Sade bir semtini sevmek bir ömre değer." der. Kimimizse "Örtün, evet, ey felaket sahnesi... Örtün artık ey şehir!" der.
Böyledir İstanbul. Olduğu gibidir. İnsanlar gelirler, geçerler bazıları severler bazıları nefret ederler.
Ama güzel şehirdir İstanbul. Göğü delen mimarileri olmasa, ışıl ışıl denizleri kirlenmese, tarihine zarar verilmese, havasına, suyuna, taşına, toprağına değer verilip saygılı olunsa...
Belki sessiz duran bulutları ağlamaz, belki ağaçları sararıp solmazlar belki de insanları bu kadar isyankâr olmazlar.
Yine de iyi şehirdir.
Dersaadet demiş atalarımız. Saadetlerin kapısı. Öyledir de sahiden. Üzüntülüysek kederliysek alırız çayımızı otururuz bir sahil kenarına mutlulukla dolar içimiz, kayboluverir hüzünlerimiz. Bahar gelir içimize. Gider içimizdeki endişe.
Biz ona kötülükler versek bile bize onları iyileştirip veren bir yeri nasıl sevmeyelim ki...
Sarılmamız gerek sıkıca bu şehre, bu tarihe, bu zamana... Değerini bilmek, koruyup gözetmek gerek. Her yerini tanımak, burada yaşarken, burayı ziyarete gelenlerden daha çok bilmek gerek her sokağını. En önemlisi de bu şehirde yaşamanın hakkını vermek gerek.