Öpülesi Eller
Ne zaman görsem öpülesi bir el, ne zaman görsem pak bir alın yüreğim kabarır, köpürür dalgalarım. İşte tam vakit gözlerimde görürsünüz dalgalarımın köpüklerini. Sevdam fırtınalara vurmuş duygularım alaboradır. Çığlık çığlık martı sesler damlar dudağım dan ,aç bitap martılar bir parça simit birkaç susama çığılar.
Küçük bir çocuğun masumluğu gibi kaygısız tasasız tek derdi o lokmadaki gibi sevdadır bebeciğin emziği...
işte o vakit gök iner yer yüzüne , gözlerim parıldar umutlarla... Yeniden bir daha tekrar umut doğar düşüncelerden yüreğime, tüm çirkefliğine ve kirlenmişliğine umur vermeden dalarım kararmış dünyamdan pembe umut gemisine sireni bile çığlık gibidir nedense. Oysa her yeni yolculuk bitiş midir? Olamaz mı başlangıç? Öyle ise siren neden kahkaha gibi değil de çığlık atarcasına haykırır?
Deniz gökle kardeş değil mi ikisi de mavi bakmaz mı umut gemisine? Ya neden deniz derinlerde kararır? Derinlerde de bakamaz mı umut dolu açık mavi gözlerle? Ayın şalkıyla parıltılı yakamoz gülücükler atanda o değil mi gören gözlere?
Umut etmek umursamak hepsi başlı başına bir çaba hepsi nasırlanmış kaslı kalplere gülücükler koyabilmek için ise haydi bütün kalpler tutuşun el ele ...
20 EKİM 2009