Romen Ninem
Dieser Beitrag wurde am 29.06.2011 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
....Yaşlılığının yanı sıra öksüz kalan torunlarının bakımını da üstlenmişti Romen ninem. Onu tanıdığımda kendisine bile hayrı yoktu. Elinde asası, beli iki büklüm, üstü başı perişan, ara sıra esnaf kapılarını dolaşır, hayır toplardı. ....Hani dilencilik falan değildi Romen ninenin ki hâşâ; Onu bu hallerde görüp, ona el ayak olmayan ilgili kurumlar, sivil toplum örgütleri, insanlıktan nasibini almamışlar utansın.80'ini devirmiş ağam, paşam dediği, canının yongası beyzadesini toprağa saklamıştı. Çocuklarının her biri, bir başka yerde ancak kendilerine yetmeğe çalışırken o en küçük oğlunun ailesini viran evine almış, minicik yuvada torunları ile hayatını idame etmeğe başlamıştı. ....Tek nafakaları, asker yolu bekleyen gelinin getirdiği üç, beş kuruştu. Kötü günler art arda gelirken, güzel yarınların hayalini hep boş yere kurdular onlar. Nihayetinde askerden henüz dönmüş oğlunu da kaybeder nine. Bir sabah ezan sonrası, gün ışırken hurdalıklar arasında cansız bedeni bulunur. Nine işte tam da bu son darbe ile adeta yıkılır. Yüreğinden derin yara alır. Bunca çocuğa nasıl bakarım diye kara, kara düşünürken rastladım ona. Anlattı olan biten ne varsa. Sığmaz romana derler ya işte o cinsten. ....Son gördüğümde çok hasta ve çok yorgundu zamana, acılara, yoksulluğa yenik düşen bedenine hükmü geçmiyordu artık. Rahat edebileceğini düşünürken başına gelmedik hiçbir şey kalmamıştı. ....Koca beyin kızı söyle Kaymakama, söyle Başkana; Allah aşkına gelip bakıversinler halimize.Bilesin ki artık tahammülüm kalmamıştır evlat,yetiş ne olursun bari sen yetiş imdadıma..
Romen Ninem...
O Reşadiye'den tam 86 yaşında Benim Emine ninem bir Romen Hanidir kesmişler elektriğini Bastonu önde, kendi beride Aradı buldu beni Her derdinde gelirdi ya Bu gelişi bir başka idi Ah evladım deyip, sarıldı ellerime Gelsin dedi, gelsin Kaymakam... Görsün şu gözü görmez hallerimi Derler ki, çalış öde elektriğini Ayak yürümez, elim iş tutmaz Be Koca Bey in kızı, de bana... Müşkülatımı anlatmağa dilim de varmaz Dilim varsa da beni kimse anlamaz Verme telaşa, hele bir soluklan ninem Ben de derdine derman düşüneyim Otur şöyle başköşeye/yaslan geriye Çorba getirsinler, bir de çay demlesinler Bakarız bir hal çaresine elbet Üzülme benim Romen ninem İftara kalmış bir,iki saat.... Kalbim de çarpıntı, bedenimde bir ağrı Ah Allah'ım ben nasıl yaparım iftarı? Seslendim bizim kara kıza Çevir Kaymakam beyi, haydi çevir Yardım, medet anlattım dileğimi Demez mi Kaymakam beyim Yetti o'na yardım ettiğim vayyy.. Bir başka oldu rengim, benzim. Ah... Emine ninem sabret bekle diyemem Meraklanma elektriğini açtırırım hemen. Ben aydınlığı neyleyim ki... Sen karanlık gece de iken Ben ki, Koca beyin kızıyım Ben ki fakirin, fukaranın, hastanın Babadan vasiyet kapısıyım Rahat ol hiç korkma ninem Ne başkan, ne kaymakam... Olamaz benim kadar mert adam Şükür elimde var bir bileziğim Sen şuracıkta bekle, ben satıp geleyim Delikanlılar gibi gidip de Şu elektriğini ödeyeyim Bu gece sen aydınlık ta ol.Ol ki.. Ben de rahat edeyim.