Şanlı - 2
Yaşadığım, her birinin sırasını bir ötekine devretmesiyle yaşlandığım, öğrettikleri ve yaşattığı deneyimleri sayesinde yaş aldığım günler ömrüm bellediğim gökyüzünde kayan yıldızlar misali akıp gidiyor gözümden uzaklara. Ve ben her geçen günün ardından bazen bir öncekiyle aynı, bazen çok daha farklı olan "yeni" dileğimi tutuyorum. Ama şunu anlamalı artık aklım biliyorum; ne gökyüzü gibi uçsuz bucaksız ömrüm ne de bir yıldız gibi önümü ışığıyla aydınlatıyor, içimi sıcağıyla ısıtıyor geçen günlerim. Ve öylesine buğulu görüyorum, öylesine çabucak yutup sindiriyorumki günleri ne güzelliğine seyre dalabiliyorum ne de tadını çıkarıp özünden faydalanabiliyorum. Sanki uzanmışım yeşilliğe, dalgalar yalnızca birkaç adım ötemde buluşuyor kum taneleriyle. Birinin kokusu buram buram burnumda, birinin serinliği ılık ılık tenimde, gözüm yukarıda göğü izliyorum bulutların dağların ardına saklandığı bir gecede. Her kayan yıldızın ardından, daha ben dileğimi bitirmeden, yeni bir tanesi daha geçip gidiyor gözümün önünden. Tanrı uzaklardan biryerlerden "boşuna tutma oğlum" diyormuşçasına, gözümde aynı manzara, içimde aynı umutsuzluk. Ve şu sıralar yeni yeni kurtulmaktayım ruhumdaki bu derin karanlıktan. Bulduğum bir damlalık aydınlığa tüm ümidimle son sürat koşarken, sen de şunu bilesin ey hayat; senden birşeyler dilemekten, senden dilenmekten sıkılan birinin sözleriydi bunlar. Ve gün gelecek vurup yumruğumu masana, akıp giden her boş günümün acısıyla beraber, alacağım hakkım olanları tek tek avucuma!