Tükettik
Dieser Beitrag wurde am 28.12.2012 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Tükettik kendimizi, yada tükendiğimizi zannedip elimizi eteğimizi çektik hayattan. Yoruldum dedik, hasretliklerimizin peşinden koşmaktan vazgeçtik oysa sonsuzluğun sonunda zannettiklerimiz hep bir soluk yakınımızda oldu da biz fark edemedik.
Aşkta tükettik kendimizi, içimize sığdıramadığımız sevgileri farklı bedenlere farklı isimlere sığdırmaya çalıştık onu da elimize yüzümüze bulaştırdık.
Kim olduğu ne olduğu önemli olmadı, nede olsa istediğimiz tek şey vardı AŞK. Bilemedik her sevginin her bedene uymadığını.
Sonra kendimizi acılara bıraktık.
Her kaybediş biraz daha ruhsuz olmaya itti bizi, hissizleştik.
Seviyorum dediğimizde bile yüreğimizin titremesine engel olduk.
O kadar sahte aşk yaşadık ki gerçek aşkları görebilecek gönül gözümüzü kör ettik.
Peki neydi ya da kimdi bizi bu kadar tüketen?
Sevgiye açlığımız, doyumsuzluğumuz, sahip oldukça daha fazlasını isteyişimiz mi yoksa sevmek zorunda hissettiğimiz ama sevgiyi bir parçada hak etmeyenler mi?
Çalmayan telefona nefretle bakmak mı yoksa telefonun öbür ucunda olması gerekenin başka şeylerle mutlu olduğunu anlamak mı?
Tutunduğumuz (yada öyle zannettiğimiz) insanların aslında zerre kadar umurunda olmadığımızı öğrenmek mi yoksa tutunmamak gerektiğini anlamak mı?
Her yalana inanacak kadar saf olmamız mı yoksa koskoca bir yalanı yaşatma hakkını kendinde bulanlar mı?
Hayatın göz açıp kapayıncaya kadar çabucak geçmesi mi yoksa bizim hayatın hızına ayak uydurmaktan aciz oluşumuz mu?