Vuslata Geç Kalmışım...
En çok kırmızı gülü severdim seninle karşılaşıncaya kadar... Bir de hercai menekşeleri; hayallerim gibi rengârenk...
Kan kırmızı güllerin her bir yaprağında aşkın dudak izlerini görürdüm her baktığımda... Bir de karşılıklı ?Güm!...Güm!...? vuran yürekleri...
Kan kırmızı güllerde yapayalnızlığın gözyaşlarıyla biriken çiğ damlalarıyla ağlardım ben de kendi yalnızlığıma... Bir de benim gibi yalnız kalmışlara...
Kan kırmızı güllerde dolu bu bahçede dolaşırken, hiç ummadığım bir yerde, hiç beklemediğim bir anda çıkıverdin karşıma sen sarı gül...
O pırıl pırıl, sapsarı yapraklarında aşkın kan kırmızı dudak izlerini gördüm birden... Yüreğim ?Güm!...Güm!...? vururken; tüm dünya duyacak diye korktum...
O ışıl ışıl, sapsarı yapraklarında doyasıya yaşanmışlığın hazzıyla sere serpe yayılan çiğ tanelerini gördüm ardından... Kendi yaşan(ma)mışlığımdan utandım...
Ve anladım ki; yıllar yılı kan kırmızı güllerde boşuna aramışım aşkı...
Boşuna ağlamışım yıllar yılı yalnızlığın gözyaşlarıyla birlikte...
Boşuna aldanmışım yıllar yılı gölge yaşanmışlıkların izlerine...
Boşuna yanmışım aslında o hiç yaşamadığım yapay sevdaların acılarına...
Meğer arayıp durduğum aşk; senin sarı yapraklarında gizliymiş gülüm!
Meğer yalnızlığın gözyaşları; senin sarı yapraklarına hiç akmamış gülüm!
Meğer doyasıya yaşanmışlık; senin sarı yapraklarındaki vuslatın tadıymış gülüm!
Meğer gerçek sevdalar; sarı yapraklarından tan vakitleri damlayan çiğ damlalarının ta kendisiymiş gülüm!
Her şeyi anladım seninle sarı gül...
Seni görünce anladım ki gülüm; vuslata çok ama çoooook geç kalmışım.....