Yaşlanırken
Hayal kurmak için yaşımız geçmişti.Konuşmalar, sıkı sıkı sarılmalar özlenir olmuştu.Teker teker azalan arkadaşlarımız, yaşlanan vücudumuz, kaybolan körelen duygularımız; artık bizi yapayalnız bırakıyordu koca dünyada. Biz kimdik, kimler bizi sevmişti gerçekten? Neydi bu hayatla savaşımız? Neleri umut etik? En çok nelerden yara aldık? Yaşamımızla ne çok muhasebe yapar olduk? Yaşlanmak ne kötüymüş. Kabulleniş itirazı da beraberinde getiriyormuş. Hem yaşlandığımıza üzülüyor hem de tüm suç etrafımızdakilermiş gibi hiç durmadan öfkeleniyoruz. Artık insanlara değil Allah ' a yakınlaşır olduk. Bilinen fakat istenmeyen bir son bizimkisi. Ölüm yaklaştıkça azaldı her şey, her şeyden kaçar olduk. Artık bir işe yaramadığımızı düşünüp çekildik kendi yalnızlığımıza. Gençlikte pek çok hayal kurduk, Kimini gerçekleştirdik, kimi hep aklımızda bir köşede kaldı.Yaşlandıkça keşke şunu da yapsaydım der olduk. Hayata bir daha gelsek yapamadıklarımızı yapar kendimizi frenlemezdik. Daha uzun daha dolu dolu yaşamayı seçerdik.. Ne var ki bunu istemek için geç kalmış oluyoruz.Son geliyor adım adım....