Yaşlı Kesim ve Gençlik
İnsanlar bazen çok acımasız ve gaddar olabiliyorlar. Nitekim oluyorlarda; Çok fazla örnek ile kanıtlanabilir bir gerçektir. Ama bu Dünyanın öyle bir düzeni var ki... Her şeyi kendi dengine göre ve her olumlu ile olumsuzuda ölçülü bir biçimde bize sunuyor. Bunu inancamı, sonsuz varlığın gücünemi, maneviyatamı, yoksa Dünyayamı borçluyuz onuda bilemiyorum? ...
. Dediğim gibi her şey biribiriyle orantılı. Kötülüğün hükmettiği yerde iyilik biter; İyiliğin hükmettiği yerdede kötülük biter. Bazen felaketlere doğru yelken açılır ve sonu düşünülmez, tam bir çıkmaza girer işler, beyin çöker; Çıkış yolunu bulmak yerine kine, nefrete, hırsa, ve kötülüğe odaklar kendini; Bundanda öteye bir çıkış yolu bulmaz kendinde. 'Yok etsem, kurtulsam, rahatlasam' gayesinde olur. Fakat yanlıştır, insan ne kadar çıkış yolunu bulamıyorsa bile, yinede aramalıdır ve aramaktanda fayda vardır. Öyle ki o zaman diliminde bizden büyüklere çok ihtiyaç duyarız; Ama bir gerçek var ki çok acı, bizden büyüklere çok sert tepki verebiliyoruz ve onları aşağılıyoruz. Yazık değil mi! Halbuki onların düşüncelerine, fikirlerine biraz olsun kulak versek ne kadar şanslı olduğumuzu anlarız belkide. Nerdeeee....
. Biz yaşlı kesimi hep arka plana atarız. Gerici deriz, cahil deriz, radikal deriz derizde deriz yani. Onları ayak bağı olarak görür, onlara olmadık hakaretlerde bulunuruz; Bazende onları geri kafalı olduklarına kanaat getiririz. Acaba onlar bunu hakedecek ne yaptılar ve ne yapmadılar? Aslında oturup kafamızı iki avucumuzun arasına alıp iyice sıkıp düşünmemiz lazım; Acaba doğru mu yapıyoruz, yoksa yanlış mı! ? O şekilde düşünsek, belkide daha ılımlı ve faydılı oluruz. 'Nerdeee? ..' Diyede içimden geçirmiyor değilim hani. Onların yanlışı yoktur demiyorum var, tabiki olacakta; Belki az belki çok ne fark eder... Önemli olan bizim onlara karşı daha iyi, hoş görülü ve yumuşak olmamız. Çünkü bir gün gelecek biz onların yerini alacağız. Ve biz gençlerinde en az onlarınki kadar hatamız olacak; Belkide daha fazla hatamız vardır. Doğrularımızda var tabiki, geleceğin değişen yüzüne ve Dünyanın gelişmekte olan yüzüne ayak uyduracak şekilde. Bu gerçekleri inkar ederektende hiç bir yere varamayız,varmamızda imkansız. Dünya gitikçe değişiyor ve rant savaşları var. Sistem değişmezse, bazı yenilikler olmazsa yaşama şansımız kalmaz; Buda başka bir gerçek; Eeee gerçekleri saysak hulyalar darılır. Tabiki bizden bir ömür öncekilere: 'Sizde gelin bizimle beraber bu gidişata ayak uydurun' diyemeyiz. Demememiz lazım, desek bile amaçsız ve eli boş kalırız. Ve nihayetinde biz gençlik, bu değerli varlıkları, büyüklerimizi saymamız lazım. Çünkü onlardır bizi bu Cihanla tanıştıran, onlardır bize iyi ile kötüyü ayırt etiren, bizi kol kanat geren, onlardır bize yaşama şansı veren. Gayet tabii bazı gerçekler yüzünden onları suçlamamız yersiz. Dünyaya ilk gözümüzü açtığımız zaman, kimimiz yokluk içinde doğar ve sefalete mahkum olur; Kimimizde varlık içinde doğar ve zenginliğe, ihtişama gebe olur. Ve doğumdan ölüme kadar bir kargaşa, bir kutuplaşma sürecimden geçip gideriz, hiç farkında bile olamayız. Tüm bu kargaşanın içinde yapacağımız en iyi şey belkide kimsenin ama hiç kimsenin kalbini kırmamak. İyilik sepetinde kalacak tek şey belkide budur...
Yılmaz Dayar