Yazmak Anlatmanın Farzı İse Ben Hep Sünnetten Yanayım!..
Belki birçok şey yazabilirim Yazabildiklerim, yazamadıklarımdan daha kısa olur Yaz yağmuruna benzer belki Belki pastırma yazı sıcaklığıyla tenine dokunup geçer. Senli veya benli ama bizli olmaya alışamamış birçok sözcük Dile gelip özneleşmekten kaçar belki. Haklıdırda kendince. Ne çok kırılmış budağımız olmuşken eteklerimizde Kaçmak, kırılmaktan daha acısız gelir sözde. Neyin ucundan tutacağını şaşırmış Çil yavrusu gibi kaçışan düşünceler kavrulurken çığlık çığlığa Gülüşüne takılı kalan gözlerimde susuyorsa bir bebeğin ilk gözyaşı Vardır elbet bir hikmeti değil mi? Suskunluk... Asıl bağrımızı yırta yırta herşeyi anlatan değil midir? Hangi anlatımın ardına saklanmış Üstüne kokun sinmiş günün her anı yudumlanırken Sana bir adım kalalardan kurtulamamışlığım kızar mı ki bana? Canım ölüm teknesinde yoğrulurken Ellerinde yeniden şekillenecek bir kalbim olduğunu bile hatırlamazken Geçen zamanda kendini sensizlikte öldüren yelkovanı kim suçlayabilir ki? Soruların içindeki cevaplar ne kadar kayıp Ve ne kadar çıplak duruyor aslında.. Bahar dallarının uçlarındaki dar ağacında asılı yağmur taneleri. Her nedense hep sana muhtaç her rengi! Kaderimin pencerelerinde türküler tüterken Bu topraklara kadar sevginle gelmek... Sana sevmek değil Kocaman bir yürekte tomurcuklanan Ama sensiz açan kalabalık yanlarımın teslimiyeti kader.. Özlemlerimin himayesi altına girmiş yok oluşlarım Her saniye hep sana bir adım kalayım! Gökyüzünün hoyratça pencereme savurduğu her yağmur tanesinde Bir daha anayım adını, seni, sesini.. Kadehime dolarken yanlızlığın Cennete küsen melekleri umursamayayım... Dedim ya.. Birçok şey yazabilirim belki ama Yazamadıklarım daha çok olacak daima!!