Zor Ama Gidiyorum
Kara bulutlar, kardan umutlar ve hüsran yazı, Doğubeyazıt'ın yüksek rakımlarından soluduğum kekik kokusuna teğet bir aşk alevleniyor göğsümün ücra damarlarında ve kılcal kalıyor her platonik sevgiliye yazılmış şairane şiirler. Hangi atlası çevirsem uzak kalmaları oynuyor o şehir, hangi tepeden baksam heybetine bir başka rüyayı derdest ediyorum. Görmüyorum Ararat'ı bizzatihi hisler yansıması bahsettiğim, çocukluğumdan çalıntı edebileşmeler. Filhakika aşık oluyorum, bir kadına bir güzele bir surete değil bir şehre aşık oluyorum, toprak kokuyorum; ilmek ilmek gider oluyorum; yolcu oluyorum; yabancı kalıyorum. İshak paşa oluyorum giderayak, padişah oluyorum geceleri gökyüzünü bir sarayın koruduğu o şehre, hüküm sürüyorum. Sonbaharları misalen, aklınıza gelebilecek bütün mevsimleri, hayalinize düşebilecek bütün doğal felaketleri yaşamış oluyorum o şehirde. Körpe bir çocuğun toprak damlı, rutubet kokulu bir virânede ömrünün en huzurlu ömrünün en zengin ömrünün en mutlu yıllarını soluduğuna şahitlik ediyorum. Her adımda başka bir anıya, başka bir hatıraya daha uzak kalıyorum, yaşanmışlıkları gözyaşlarıma teslim ediyorum her gittiğimde bu şehirden. Kalk diyorum kalk ey filozoflar filozofu kalk yattığın türbeden, başucuna geliyorum dualarımı esirgemiyorum ama hiç duymuyorsun sesimi, bir inilti bile olmuyorsun toprağa gömülü bedeninde. Beni de çekiyorsun toprağa ama ben gidiyorum Ahmed-i Hani, gidiyorum işte. Nuh'un bile gemisini park ettiği bu şehirden, Mem'in Zin'in aşkından kahr-u perişan olduğu gibi, zor ama gidiyorum.