Ayaz Kapısı
şimdi neden saklanıyor
kırmızılı kadın
yağmurlarıyla göz bebeklerime
şimdi neden
yalnızlığına sarılıp, sığınıyor
bakışlarımın en derinine
kim cennet ile cinnet arasında
sancılı gün doğumu
şiddete meyil gök, kanlı teniyle
delilik
gezindiğimiz sınırlar üzerinde
ötesi berisi adım adım taş duvarlar
çınarlara uluyan tek ses
iki şehrin hikayesi
ve aşk denilen (söylem ortaçağ günahı)
çıldırmanın eşiği
bir Melek alnına dokunan
parmak ucudur mucize şiir
Tanrım bana bu gökten
bir dudak payı bırak
hangi araf
suskun öğle vakti
ne bu ışık ellerimi yakan
ateş böceklerinden
ne bu gölgemle yaşayan
içimi bulandıran kara köpek
sinik hayaliyle
bildiği, meczup kayıplığınca
yolların kutsallığı
bir kelebeğin meydan okuyarak yerçekimine
intihar edebilmesidir imkansız şiir
Tanrım bana bu ışıktan
bir ağlama payı bırak
ayaz kapısı sonsuza açık
parmak ucunun dokunduğu Melek yüzünde
bir kelebek varoluşudur ölümsüz şiir
Tanrım bana bu masalda
bir kaybolma payı bırak