//*bir Kent Daha Düşüyor ...
Tıpkı beni yol ettiğin o akşamın yağmur taneleri gibi
Uçsuz bucaksız bir faya doluşuyor hüzün
Gün böyle mayalanıyormuş
Rengi böyle ıslanıyormuş sevdanın
Böyle büyüyormuş yürekteki habis ur
Ayırdında olmaksızın gölgelerine kör düğüm atarak
Yol veriyormuşuz yeraltı acılarımıza
Peşinden koşa koşa
Başka yollar kazıyormuşum özüne uzanmak için senin
Kaçıncı tövbeyi etmemi bekler ki bu işkence
Hangi tövbedeyken beni öpmeye gelir bu aşk?
Hep aynı sorular işte.
Uçsuz bucaksız fayların bitiminde miyizdir
Yürekteki uru dağlar mı iki dudak arasından dökülen ateş
Rengi dönüşür mü maviye sevdanın
Nasıl,söyle nasıl bilelim
Korkum o ki birazdan
Kapımı yeniden çalmak için bir başka med-cezirin ayak sesleri
Çoğalmaya durur
Çımıl çımıl olgunlaşır bir ıstırap
Ah sevdiceğim
Ah çöl alazlarıyla başı belalarda olan Antonia Vivaldi
Bilmeden bir ah'ı daha eziyorum dişlerimin arasında
Kocaman bir kent daha düşüyor çünkü şu anda
Tıpkı beni yol ettiğin o akşama benzer bir zamanda
Adını koyamadığım bu yalnızlığın sığ sularında
Soluksuz kalarak