Fesleğen Kokan Yarim...!
Gül goncası bakışlar, çağırır da gelmem mi?
Diz çökmeyen dağları, kürek kürek delmem mi?
Emrin olur sultanım, bir sözünle ölmem mi?
Gözlerin çakmak taşı, durmadan yakan yârim;
Alev alev içimde, fesleğen kokan yârim;
Menekşeler hercai, renklere bürünse de;
Lale, sümbül gözüme, sen diye görünse de;
Bülbül figan eyleyip, gül için sürünse de;
Damla damla gönlüme, süzülüp akan yârim;
Burcu burcu içimde, fesleğen kokan yârim...
Ya kanatsız bir melek, ya kanatsız bir peri;
Aklım zarar-ziyanda, gördüğüm günden beri;
Ben uslanmaz aşığın, ben uslanmaz serseri;
Derde düşmüş gönlüme, uzaktan bakan yârim;
Hasret hasret içimde; fesleğen kokan yârim...
Vuslat eski bir şarkı, ezberledim durmadan;
Sana meftun yüreğim, teklemeden, durmadan;
Zaman sevda çarkını, ayrılığa kurmadan;
Ayrılık mektubuna, mührünü çakan yârim;
Satır satır içimde; fesleğen kokan yârim...
Bir elimde yüreğim, bir elimde sen varsın;
Cehenneme eş tuttum, yaktıkça yakan narsın;
Güneş olup doğsana, ya yağmursun ya kârsın;
Gül tenine goncayı, nispetle takan yârim;
Yaprak yaprak içimde, fesleğen kokan yârim...
Ali Altınlı - 14/01/2007
Saat: 15:00