Hüzün Makamında Y/ok Sevmeler Serenadı
bir eylül sıkıntısıdır seni anmak
hanidir dolanır dilimde
söylemek ve söylememek arası sözler
nereye baksam içime astığın sis perdeli yüzün
elimde yüreğim içinde tiryandafil gibi sen
hasretin hiç bu kadar güzel kokmamıştı ki
sen
gideli her anıma salaş bir yalnızlık kondu
göçebe kayıklar virane kıyılarıma vurdu
her yanımda ölçüsüz bir yıkım
izmaritin dudakları hasret deyip öperken
bir hayli birikmiş külde nefesim
başımın dumanında fark edememişim
nasıl bir tuz yakısıdır ki bu
acının narkozundan hala uyanamadım
bir birlerine sevdalı iki kent yakası gibi
sürse de kaçak bakışmamız
ben
ne ara sana silik bir varoş silueti kadar yabancılaştım
anlamadım
//yıkım hep yıkım
ille de yıkım mı olamalı
her ruhsatsız aşkın sonu
ve tuğlası devrik cümleler mi
kurmalı hep içsesim//
Oysa güleç yüzüne kavuşma telaşında
olmalıydı adımlarım
yabancısı olduğu kaldırımlarda kalan
adımlarım
günün akşam yüzü ayrılığın değil
kavuşmanın t/arafı olmalıydı
mesela ben rengi uçuk şiirlerden çok
albenisi olan bir iltifat düşünmeliydim
öyle düşmeliydim o hane yoluna
şimdi bükülür boynum
günlerin kaybolduğu o saate
dudağım o geç ikindi susması
ellerim omzuma gün yorgunu
aşk gitmiş bizden
kağıda serenat yazmak neyi değiştirir ki
15şubat11
tiryandafil: otuz yapraklı gül