Şanlı - 7
Bugün ayrılmadım penceremden.
Seyredurdum sokağımı, mahallemi, şehrimi, dünyamı gözümün alabildiğince.
Sabahın 5:41'inde yüzüme çarptı günümün Güneşi'nin ilk hüzmesi.
Önümde doğdu, sol yanımdan devretti vardiyasını.
Hani bana anlatılan Dünya!..
Önüm mü doğum, yoksa solum mu batım?
E bunların 2'si 1 arada olmalı değil miydi?
Neyse...
Bugün inmedim hiç vapurumdan.
Seyredurdum sağımı-solumu, denizimi, göğümü, dünyamı gözümün alabildiğince.
Eminönü'ydü, doluştu insanlar.
Eğleşe eğleşe devam ediyordu ki yolculuk,
Kadıköy yolunun yarısında küçük bir kız çocuğu babasından simit istedi.
Kopardı bir parça martılara doğru savurdu.
Hani bana anlatılan Dünya!..
Denizde balık mı bitti, martıların beslenme yeteneği mi gitti?
Bu yaratık ne ara insan evladına muhtaç kaldı ki?
E bu uçanlar memeliden onbinlerce yıl önce Dünya'da var değil miydi?
Neyse...
Bugün çıkmadım beynimdeki dört duvarımdan.
Seyredurdum geçmişimi, anımı, yarınımı, dünyamı aklımın alabildiğince.
Nereye kayboldu en masum sözlerim?
Hangi karanlıktan çıkamadı en saf hayallerim?
Ne zaman başladı insan kendisine yemek veren komşunun kabını çalmaya?
Ne ara dinecek en fazlaya sahip olma uğruna yapılan alçaklıklar?
Hangi sokak karşıma çıkaracak hayatımın aşkını?
Hangi çocuğun gözleri (ben kaç yaşımdayken) getirecek bilmemkaçıncı baharımı,
bir kenara fırlatıp bu bitmek bilmeyen kışımı?
Hani bana anlatılan Dünya!..
Benim baktığım yerler mi değişti, sizler mi beni kandırdınız yıllar yılı?
Neyse; sizin etrafımı sardığınız karanlık var oldukça,
Uzaktaki ışığın belirginliği artacak ruhuma.
O arttıkça ben koşacağım, ben koştukça o artacak.
Ve biliyorum bir gün bakındığımda sağıma soluma,
Ne karanlıktan bir eser kalacak, ne de sizin soluğunuz ensemde olacak.
Bekle beni yarın!
Yarınlarda yalnızca "ben, somutlaşmış hayallerim ve daha aydınlık bir sen" olacak.