Sol Şerit
İhlal edilmiş yüreği oyalarken türküler
Yol alabildiğince uzun
Ve alabildiğince uzak güncelerin tarihlerine sürülmüş
Zehir zemberek gözyaşı oyalı cümleler...
Bütün kavşaklar uşaklık ede dursun tali yollara
Omurgası bozuk bir düşün umutsuzluğunda susuz
Ve uykusuzluğun kanayan damarlarında çıkmaz yolları dolaşıyor iyi niyetlerim...
/Sol şeride saklı bakışların bab-ı esrarında sızlanırken sır saklı hakikatin
Es geçemiyor aczi/yetim korkulu ihtimalleri.../
Müebbedim temmuz ortası
Solmaya meyilli yaprakların hışırtısı ruhumda gezinirken
Hazanım eylüle çeyrek kala...
Kendine kurduğun düşle uyuyor
Ve üşüyorsa çiçeklerin
Ve mahzenlerinde sancılı hikâyeler duyuyorsa hakikat bildiklerin
Göğsüne yerleşen bir katre ezince susma hakkını kullanıp
Çığlıklarını emanet etmelisin el değmemiş geçmişe...
//Hüznün süratinde nasırlı asfaltlar ve ziftli suretinde daralan yollar
kesişen bakışmalar
Ve düşünden uyandıran kasislerde ağlamaklı sitemin...//
Ve gözlerimin daralan çemberinde yüreği sılam
Hisleniyorken fikrin ketum ağrısı
Pış pışlıyor özlem hasreti
Tenimin dinmeyen nemine özgü bir avuç inci...
Bir ömür kurduğum düşten uyanıyorum siren sesine...
Yol alabildiğince uzun
Ve ıraklara sesleniyor bakışlarım
Bütün şehir tabelalarına iki kişilik yüreğimi karalıyorum tek isim
Aslında ezberi yürek şehrimde bozup
Şerh düştüğüm alnıma ahımı yazıyor içimdeki öteki/m
Beri gel susma hakkım
Alnımdaki hükme ölümüne biatim ...
//Gelecek, el değmemiş geçmiştir.//