Süreğen Aydınlık Doğumu
-mutsuzluk uğruna sonsuz ayrıksılarız hece hece-
ellerin parçalı bulutlu
titremekte
gözlerinin vurulu
kimliksiz
bir siyahlık kalıntısı
ağzın ufuk çizgisinde
çığlık çığlığasın
sesinin yüzeye çıkmadığı
martıların geçiş izni verdiği kadar
( hiç sevmedin liman kaybolmalarını
saat sana kaç var onu kaç geçiyor )
güneş kapı aralığında bekliyor seni
ıssız bir umut doğurmanın bilincinde
çarşaf çarşaf intihar sürüklenmeleri
kan revan
bu doğum seansları hiç bitmeyecek gibi
--
terli şafaklardasın
bileklerin güçsüz düşmüş karada çırpınmadan
kaynayan kavuşmalardan güç alıyorsun
ay ve yıldızları ve nicesini ve hepsini taşıyan
alnın üzerinde sıcak bir rüzgar
itiyorsun
tüm aydınlığı
itiyorsun ihtilal kızıllığında
ki aydınlık kundağa sarılıyor
sana kalan karanlık
sana kalan acı
-
vakit
süt kokulu şiirlerle beyazını emzirme vakti
gece üzerimize çökene dek
-göğün fedakarlığına dair-