Zifir
içeriye uzattı bakışlarını kendi karanlığından
korktu
ruhsuz bir melodi esintisi kapı aralığında
tek kişilik yaşanan, intihar komedyası
gölgelerine çekti yüzyıl yalnızlığını
çekindi
trabzansız bir merdiven ortası ayrılık ağzının
çürük basamakları ile hayaletlerinden, uzanıp
yukarı, en üste doğru, sıra sıra ölüme inen
koydu ellerini, siyah lalelerinin üzerine
sarsıldı
boş vagonlarda ıssızlığı bekleyen rüzgar hissi
bir pencere açıp, ay ışığının titrek tenine
iliştirir tüm soyutluğunu, tüm korkunçluğunu
ve, boyanır masumiyetin üryan rengi zifire
sol ceket cebine ekledi siyah lalesini
vedalaştı (vedaları sevmeden)
gölgesiyle
karanlığına döndü, söndürdü yalın ayak ışıkları
yalnızlığın, karanlığın bölüşülemeyeceğini
bile bile gitti
korku dolu sarsıntılarda, şiir sesinden çekinerek