Bi adam
sessiz sedasız tanıksız imkansız ve hayali bir aşkın öyküsü
Kapı , artık gök yarılırcasına yağarken büründüğü o renkten kurtulmuş sanki bir devin gözyaşlarını toprağa düşüren ve o yaşlar kurudukça hayat bulan büyüyüp yetişen birer ağaçtan oluşuyordu, bir kaç dizi ağaç.. Kapının yeni yüzü ayan beyan belli bir zaman diliminin izlerini silmek ister gibiydi..Kadın , özlem, acı, sevgi,öfke belki biraz sevinç duygularının içeride kendisini beklediğini içeri girdiğinde kendisini kucaklayacağını biliyordu.. Hem korkuyor hem çok istiyordu onu görmeyi sarılmayı.. önceleri bir kaç kez gelip uzaktan onu görüp gitmişti, onu sokakta her başkalarıyla görüşünde gözleri doluyor, ne yapacağını hiç bilmiyor sadece ona gidebildiği kadar gidip , sokağında bir yerlerinde durup adım atamıyordu, yere çivilenmiş gibi kalakalıyordu. Uzaktan da olsa görmek ne güzeldi.Düşünmek gibi…
Kadının kendi başka dünyası bağları şu an onu o kadın yapan başka bir adam vardı. Başka ve derin bir bağ.. Şimdi ne kadar zamansızdı bu tesadüf neden görmüştü ki onu 15 yıl sonra o okul bahçesinde ??? bu adam,bu zaman bu mekan…ikisinin en zor sınavı olacaktı , İkisi de nerdeyse 4 yıldır o çok masum ve tatlı gözüken tesadüfe itaat etmenin acısını çekiyordu.
Kadın içeri girdi bir kaç saniye onu izledi heyecandan elleri terliyordu, bir yandan kendini sakinleştirmeye çalışıyor düşünmeden konuşmak günlük gereksiz meşguliyetlerini ona öylece anlatıverip sakinleşmek istiyordu diğer taraftan da bu içini eriten duyguya tam anlamıyla teslim olmak siyiyordu , adam sırtı dönük çalışıyordu kıpırdadı, kulaklığı her zamanki gibi yakınındaki en şanslı parçaydı, kadın acaba hangi şarkı çalınıyor kulaklarında diye kendi kendine düşünmeden edemedi ,zira bazı şarkılar bu iletişimsiz ve temassiz uzunca zamanın en iyi haberci kuşları gibiydi…
İçeriye kapıdan birinin girdiğini farkedip ardına döndüğünde aynı şaşkınlık ifadesiyle yüzüne bir tebessüm oturmuştu adamın,kalakaldı ve dudaklarından
Hoşgeldin ! dökülüverdi ..
Hoşbulduk!
Bu beklenmedik misafir de nereden çıkagelmişti şimdi bunca işin ortasında!!! İçmek için hemen birşeyler ikram etmek istedi adam , bir sürü alakalı alakasız içecek saydı, kadın
Çay olur! dedi adam hemen dar uzun merdiveni bir solukta çıkıverdi, zaman kaybetmeden aynı cam kulplu bardakla geldi, termosundan iyi demlenmiş sıcacık bir bardak çayı tozlu elleriyle uzattı, yorgun ve kaygılı yarım bir nefesle uzanıp aldı çayı kadın, hemen yudumladı, çok iyi gelmişti sakinleşiyordu karşılıklı sohbet etmeye başladılar, sanki birbirlerini düşlerinde hayal dünyalarında soyan, seven, sarmaşıklar gibi sarılan öpen koklayan iki aşık değilde , sadece iki eski arkadaş gibi, konuşmaya çalışıyorlardı. İkisi de bunun yaparken çok zorlanıyordu çünkü aralarında güçlü fiziksel bir çekim vardı,
Kadın bu çekimi sürekli reddediyor ve kendi içinde karşı koymak için büyük bir savaş veriyordu, adam ise bu çekime tam olarak kendini her defasında bırakmak istediğini belli eden bakışlar, tavırlar, tebessümler ve hatta bazen iç yakıcı sözcükler sıralıyordu.
Kadın sorumluluklarına sırtını dönmeden kendini , aklından başka hiç bir duyguya bırakmıyordu direniyordu içinden geçenleri baskılayarak onun anlattıklarına odaklanmaya çalışıp eşlik ederken gülümsüyor bir yandanda onu süzüyordu, ikisinin de kusursuz ve uyumlu vücutları vardı kadın kıvrımlı güzel vücudunu saklamıyor adam ise ona iltifat etmekten geri kalmıyordu. Bir süre sohbetler gülüşmeler sonunda…Ve işte, yine hareket vakti gelmişti, adam avuçları arasına kadının dolgun yanaklı beyaz yüzünü aldı dudaklarının yakınına birer öpücük bırakıverdi, kadın o an suç üstü yakalanan acemi bir hırsız gibi teslim olmak istedi ama sadece sarılıp ayrıldı, adam ardından baktı, kadının çaresizliğinden sızanlar içine aktı..