Topluluktan yeni kurmaca metinler
Anlatıyı görsel ve video eşliğinde keşfet
Bölüm 2
Saat kulesinin içinde, yeniden çalışmaya başlayan mekanizmanın tekdüze vuruşları arasında kaldı. Dişliler döndükçe taş duvarlar titriyor, sanki kule nefes alıyordu. Harun, merdivenlere doğru bir adım attı ama ayakları yerinden kıpırdamadı. Aşağıdan gelen sesleri duyabiliyordu artık: ağlayanlar, fısıldaşanlar, birbirine sarılanlar.
Bölüm 1
Kasabada zaman, kimsenin fark etmediği bir yerinden çatlamıştı. Saatler yine ilerliyor gibi görünüyordu ama aslında aynı anın etrafında dönüp duruyorlardı. Bunu ilk fark eden, saat tamircisi Harun oldu.
Köşenin başında durdu dirsekleri yamalı cepleri dökülmüş çimen yeşili ceketinden bir cigara çıkardı,ve yol girişindeki devasa kavak ağacına yaslandı...Her solukta her nefeste bir ah çekti derin derin inlemeleri zayıf ve kikirik bedeninden belliydi sanki kavak ağacıyla bütünleşmiş gibi titriyordu bir eliyle de soğuktan buruşmuş yüzünü okşuyordu kalın damarlı ve nasırlı elleri ve uzun süredir kesilmemiş sakalı üstü hasır şapkasının altında bir mühür gibiydi...
Çamurlu ve ayaklarına yapışmış botu yürümesine engel alnından akan terler sanki dürüstlük abidesi gövdesinden damlıyordu...
Çiftçi Satı Dayı ile Binnaz Teyze, 50 yıllık bir sevdanın hikâyesini yazdırdılar bana. Satı Dayıyı ve Binnaz Teyzeyi Eşim ve çocuklarımla, yurtiçi gezilerimizin birinde tanımıştım. Meyvesi bol bir bahçeden geçiyordum. Sonra iki kişi gördüm meyve toplayan. Durdum yanlarında. Parasını verip birkaç kilo meyve almaktı. Yolculukta abur cuburu severim. Arabayı sağa çekip indim. Selam verdim aldılar. Parasıyla biraz meyve alacaktım dedim. Şuradaki ağaç kapıdan girin içeri dedi. Ailecek kapıyı açarak yanlarına vardık. Tanıttım ailemi. Dedi ki, benim adım Satı. Satı Dayı derler, sende öyle de. Bu minnoş da benim yoldaşım Binnaz dedi. Her ikisi de güler yüzlü, neşe dolu insanlardı. Hemen katlanır tabureleri traktörün arkasından alıp geldi. Oturun hele dedi. Eşimle Minnoş Binnaz Teyze kaynaştılar. Onlar bir ağaçtan meyve toplarken, bizde Satı Dayımla başka bir ağaçtayız. Dedim Yaş kaç. 40 dedi, geceleri saymazsak elbet dedi güldü. Dedim Maşallahın var dayı. Göstermiyorsun dedim. Yürümeye başladığım günden beri çalışıyorum evlat dedi. Kaç yıllık evlisiniz, Nasıl tanıştınız dedim. Dur hele dedi. Mevzu büyük. Bu oturarak konuşulur dedi. Ağacın gölgesine tabureleri çektik.
Bizim köy 15 haneli Küçük bir köy. Zaten hepimiz birbirimizle akrabayız. Bu minnoş benim Amcamın kızı. Eskiden beri yer bölünmesin diyerek akraba içi evlilikler oluyordu, bizimki de öyle oldu işte. Torun tombalak var mı Dayı. Olmaz mı 3 çocuğum var 4 tanede torun dedi gülerek. Ben insanların hayat hikâyelerini yazıyorum, şayet izin verirsen anlattıklarını ve de istersen anlatacaklarını yazmak isterim dedim. Büyüklük gösterdi olur dedi. Biz okuyamayız da belki bizden sonrakiler okur inşallah dedi. Ve Başladı anlatmaya.
Amel Defteri’nden
Final(Bölüm 30)
Amel Defteri’nden
Bölüm 29
Yeni bir öykü paylaş; anlatını edebiyat topluluğuna taşı.
Öykü, sınırlı bir anlatı alanında karakter, olay ve atmosfer kuran güçlü bir edebî türdür. Edebiyatla'da topluluğun yayımladığı özgün öyküleri okuyabilirsin.
Gerçekçi anlatılardan fantastiğe, gündelik yaşamdan tarihsel kurmacaya uzanan öyküler kategori ve güncel akışlarla bir araya gelir.
Kendi öykünü yayımlayabilir, takip ettiğin yazarların yeni metinlerini keşfedebilir ve farklı anlatı biçimleriyle buluşabilirsin.