Bir İntihar Vakası
Dieser Beitrag wurde am 10.08.2016 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
(bu yazının bir başı veya sonu var mı bilmiyorum?)
Son merdivenide çıktığında kalbinin sıkıştığını yeni fark etti? Olduğu yere çöküverdi. Biraz oturup soluk almak istedi. Belki de bunlar son nefes alış verişleriydi? Son yemeğini yiyen bir idam mahkûmu gibi aldığı her nefesin tadını çıkarıyordu. Bir süre olduğu yerde oturduktan sonra yavaşça ayağa kalktı. Her hareketini yeni öğrenmeye başlayan çocuk gibi yavaş yavaş yapıyordu. Kendince hepsine farklı bir anlamlar yüklüyordu belkide? Bulunduğu yerden gidebileceği en uç noktaya kadar gitti. Binayı bulunduğu yerin en yüksek binası olduğu için seçmişti ama buradan tüm şehir görünüyordu. Kararsızlığının içinde yine doğru bir karar verdiğini düşündü? Ölmek için güzel bir yer dedi kendi kendine? Tüm şehri görebiliyordu buradan? Sol tarafında her gün işe gittiği bulvar duruyordu? sağ tarafındaki cafelerde arkadaşlarıyla ve sevgilisiyle çokça vakit geçirmişti? ne kadar güzel, ne kadar eğlenceli günlerdi? Sanki asırlar öncesinden bahsediyor gibi hissetti kendini? sanki tüm bunlar 5-6 ay önce değilde birkaç asır önceydi? sonra aşağıya baktı? çok ama çok yüksekti olduğu yer? Birden aşağı bakarken başının dönmediğini hissetti? oysa çocukluğundan beri yüksekten korkardı? Herhalde ölüme bu kadar yakın olmak onu biraz daha cesur yapmıştı? yere çarpınca canı yanacak mıydı diye düşünmeden edemedi? Sonra kendi kendini teselli etmek için ? canın çok yanmayacak küçük kız yansa bile o kadar hissetmeyeceksin bunu? dedi? ?yaşadıklarından daha az canın yanacak emin ol? diye tamamladı? Yeter bu kadar artık diye düşündü?. Ama son bir şey yapmalıydı onu arayıp sesini son kez duymalıydı? numarayı çevirdi ve telefon meşguldeydi? O an geri vazgeçti? Artık vakti geldi dedi ve son kez bir şehre baktı? Tam kendini öne doğru itmeye hazırlanırken bir ses duydu ve arkasına döndü? Orda öylece duruyordu?.
?evet, aşağı düştüğünde çok canın yanacak ama sen çok azını hissedeceksin ama sonra öbür tarafta da yaşadıkların üzecek, dedi ses? Döndü arkasına bakındı arkasına ama kimse yoktu? Çıldırıyor muyum acaba diye düşündü bir an? ?hayır, çıldırmıyorsun buradayım, dedi yine ses. Yine baktı arkasına ama kimse yoktu ve etrafına iyice bakınmaya başladı? En sonunda sol tarafındaki çaprazda duran çanak antene yaslanmış bir siluet gördü? Karaltıya doğru yaklaştı sırtını antene dayamış dizlerini bükmüş ve bir elinde bir bira şişesi olan bir adamla karşılaştı? ?bir an çıldırdığını düşündün değil mi? Dedi sesin sahibi? ?sende kimsin, ne yapıyorsun burada bu saatte? ?asıl sen bu saatte burada o duvar kenarında ne yapıyorsun diye sormam gerek ama sormuyorum, dedi sesin sahibi? ?ama ben kimsin diye soruyorum? ?bilmem belki gecenin bir vakti burada kafa bulan bir ayyaşım, yada seni düşündüğün şeyden vazgeçirecek ayyaş bir Süperman, benim kim olduğum önemli değil bence asıl sen kimsin diye sormak geçiyor içimden ama sormamam gerek biliyorum? ?ayyaş Süperman ha güzel sevdim bunu, benim ne yapmak istediğimi nerden biliyorsun ki, Süperman olduğuna karar verdin? Ben kimim diye sormadın ama söyleyeyim ben kaybolmuş biriyim kim olduğumun önemi yok? ?bu dünyada herkes kaybolmuş önemli olan nerde ve nasıl kaybolduğun ve kimlerin seni kaybettiğidir unutma dedi ayyaş Süperman ?bilmem belki bir kişi belki de birçok kişi kaybetti beni ama gerçekten bilmiyorum ?sen gerçekten bilmiyorsun belli oluyor burada ölmeyi düşünmenden belli oluyor bir yudum alır mısın bira iyi gider ölmeden dedi ayyaş Süperman? ?sen müneccim falan mısın yâda düşüncelerimi okuyabiliyor musun? ?hayır, ben ne müneccimim nede düşüncelerini okuyabiliyorum bende sadece senin gibi kaybolmuş senin belki de senin yapacağın şeyi yapmak için buraya çıkmış ama ayık kafayla yapamayacak kadar korkak biriyim kayıp prenses, dedi? ?seni kimler ve neden diye sormam gerek ama sormuyorum sormamalıyım biliyorum dedi kayıp prenses? -vayy çabuk öğreniyorsun prenses dedi ayyaş Süperman
ayyaş süpermanın yanına çöktü prenses? elindeki şişeye uzandı ve bir yudum aldı? ikiside susup birbirine bakıyordu? konuşmadan birbirlerinin yaralarını görmeye çalışıyorlardı? orda ne kadar süre susarak oturdular ikiside fark etmediler? ama ikiside yapmak istedikleri şeyden vazgeçmiş yada unutmuş gibiydi bir anlığına? birden ayağa kalktı prenses hızla duvar kenarına doğru gitti? çok kararlı duruyordu?o kadar zaman boyunca ikiside susmadan konuşmuştu? ama anlamıştı ayyaş Süperman onu, onun ilk an umduğundan daha yaralıydı? tekrar o duvar kenarına gitmesi bunun ispatıydı? durdu duvar kenarında prenses? yine bir ses duymak istedi belki de? ?birileri varsa yaşamak güzeldi? bilirdi? şimdi bu hiç tanımadığı adamdan hayatta kalması için dur demesini kendisine sebep olmasına bekliyordu? o bir yabancı dedi kendi kendine? hem baksana onun kendine hayrı yok ne saçmalıyorsun diye mırıldandı yine kendi kendine? -sana dur demem gerek şu an biliyorum ama demeyeceğim dedi ayyaş Süperman ve devam etti ? birilerine kal demeyecek kadar yorgunum birilerinin kalmasına sebep olmayacak kadar suçluyum? sustu prenses son anda tutmak istediği tek dalı kırılmıştı sanki ve çok canı yanmıştı nedense? aşağı baktı tekrar? evet mesafe yeteri kadar yüksekti canının yandığını hissetmeyecekti? oturduğu yerden kımıldamadan izliyordu prensesi ayyaş Süperman, ona belli etmiyordu ama ne yapması gerektiğini kestiremiyordu? o sırada ayyaş süpermana döndü prenses ve ?kal desende bir şey fark etmez gidecek başka hiçbir yerim yok bir mezardan başka, geride yakmadığım gemim kalmadı?? -gidecek bir yerin olsa kalır mısın diye sormalımıyım? -bilmem sen bilirsin sorabilirsinde? -gidecek bir yerin olsa kalır mısın?... -dedim ya hiçbirşey bilmiyorum? tam o sırada heryer dönmeye başladı prenses için, noluyordu daha atlamamıştı ki ölüyormuydu yoksa?.. ne olduğunu anlayamadan olduğu yere yığılıverdi?
uyandığında başında şiddetli bir acı hissediyordu? doğrulmak istedi sol kolu kan içindeydi? bu kan neydi, ölmüş müydü yoksa gerçekten? hemen yattığı yerden doğrulup kolundaki kana baktı? yara yoktu baktığı yerde bu kan nerden geliyordu peki? üstüne başına iyice baktı yara olan hiçbir yer yoktu? peki bu kan nerden geliyordu? kabus mu görüyordu yada çıldırmak üzereydi ve hayal görmeye mi başlıyordu? neler olduğuna anlam veremiyordu? birden ben nerdeyim diye aklından geçirdi?küçük bir odada ve bir yatağın üstündeydi? hayır ölmemişti? hala yaşıyordu? buna sevinmelimiydi üzülmelimiydi? O kan? o kan nerden gelmişti? her tarafını iyice bir kontrol etti yine ama bu kan ne, nerden geliyor?.
- bir aynaya bak istersen dedi bir ses? arkasına döndü ayyaş Süperman kapının önünde kapıya yaslanmış onu izliyordu?
- ne zamandır ordasın dedi kayıp prenses?
- baya bir oldu galiba bende bilmiyorum açıkçası ne zamandır burada olduğumu uyanık olduğunda korkmaman için bekliyordum burada dedi gülümseyerek ayyaş Süperman
- ilk defa gülümsemeni gördüm, dedi aynaya doğru giderken prenses sonra mırıldandı kendi kendine ?sanki kaç saattir tanıyorsam? dedi?
- bende arada gülümsemek gibi hatalara düşüyorum dedi ve tekrar gülümsedi? bayıldığında yere çarptın başını o yüzden oldu dedi? alnındaki yarayı görünce biraz rahatlar gibi oldu prenses, sonra biran ölmediği için kızmalı mı kendine yoksa sevinmeli miydi? -aç mısın dedi? Ayyaş Süperman -ben gitmeliyim artık dedi prenses? -gidecek bir yerin olmadığını söylediğini hatırlıyorum -gitmeliyim dedim -gidecek bir yerin yoksa buradada kalabilirsin -neden??? -bilmem madem ki ölmeyeceksin vazgeçtin, o zaman burada kalabilirsin? -peki neden bana böyle biriyilik yapıyorsun? -bilmem dedi ayyaş Süperman ama günah çıkarıyordu kendi içinde prenses bunu bilmiyordu?
ve yine gece olmuştu? ama prenses güne yeni başlıyordu? hiç tanımadığı bu adamın davetine neden evet dediğini bile bilmiyordu? evet de dememişti aslında? sadece susmuştu? ne kadar çok susuyordu son zamanlarda? ne kadar çok başkalarının kendi adına karar vermesine izin veriyordu? bu hiç tanımadığı adam bile onun için bir karar alıp burada kalmasını sağlayabiliyordu? hayır izin vermeyecekti artık başkalarının kendi için karar vermesine? o yüzden ölmeye çalışmamış mıydı? Kendi için sağlam bir karar almıştı kendince? artık kimsenin kendi adına karar vermesini istemiyordu ve buna izin vermeyecekti? o yüzden gitmeliydi? burada kalmamalıydı? nereye giderim diye düşünmeden edemedi? olsun fark etmezdi sokakta kalsa da bu kendi kararı olacaktı? kararını vermişti gidecekti? saate baktı 03:30? sabah olmasını bekleyemezdi? şu an büyük ihtimal uyuyordur fark etmez gittiğimi diye düşündü? yataktan doğrulmaya kalktı ama hiç gücü yoktu? zorda olsa kalktı? çantasını aldı ve kapıyı aramaya başladı? evet uyuyordu tahmin ettiği gibi? tüm ev zifiri karanlıktaydı? koridor küçük bir antreye çıkıyordu? koridor o kadar uzun olmamasına rağmen buraya kadar tüm gücü tükenmişti sanki? antreye çıkınca sağ tarafında kapıyı gördü? ayakkabılarını giymek için eğildiğinde olduğu yere düşüverdi? hiç gücü yoktu ama nasıl gücü olabilirdi ki? kaç gündür yemek yemediğini kendide bilmiyordu? en son yediği şey hastane odasında zorla içirilen bir tabak çorbaydı? kalkmak istedi gitmekte kararlıydı çünkü? -çok inatçısın dedi yine aynı ses? Allah kahretsin uyumuyormuş diye geçirdi içinden prenses?
-çok istiyorsan gidebilirsin dedi ses? -seni zorla burada tutmaya çalışmıyorum hayatta kararda senin? diye tamamladı cümlesini. Artık burada durmasına gerektiren bir şeyde kalmamıştı prensesin? zorlada olsa ayakkabılarını giyip kapıdan çıktı ve asansörü beklemeye koyuldu? boğulduğunu hissediyordu biran önce asansör gelseydi ve inip çıkıp gitseydi buradan. Peki ama nereye? neyse şu an bunu düşünmemeliydi? bir an önce çıkmalıydı buradan. Prenses durmuş asansör beklerken kapı ardından onu izleyen bir çift gözden haberi yoktu? bu hiçbir şeyi umursamaz gibi görünmeye çalışan adam nedense bu kıza karşı kayıtsız kalamıyordu? ona her baktığında içinde bir yerlerde tanıdık bir yara kendini anımsatıyordu? İçin için gitmesini istemiyordu bu kızın? halbuki onu 12 saattir bile tanımıyordu? kimdi neydi bilmiyordu ama öğrenmeyi de çok istiyordu? Tanıdığı birini hatırlatıyordu kendine sanki? ama çıkartamıyordu? zaten emindi benzettiği kişiyle alakası olmadığına, çünkü kendini bildi bileli hiç benzetme yeteneği yoktu? Ama istediği olmadı adamın, asansör geldi ve prenses gitti? Bu kadar mıydı? Yani tanrı onu karşısına bir mucize olarak çıkarmamış mıydı? Ölmeye çalıştığı, ölmek istediği anda karşısına boş yere mi çıkmıştı? Bir anda hayatından kayıp gidecekse neden ölmemişti o gece ayyaş Süperman? Ne saçmalıyordu ya o kimdi ki bir mucize olduğunu düşünüyordu? oda ölmek isteyen çaresiz bomboş bir hiçti? üstelik kimdi neydi onu bile bilmiyordu? nereye gitmek istiyorsa gidebilirdi?. Ama gideceği bir yer yok diye biliyordu, gitmesine izin verse onu ortada bırakmış olmaz mıydı? Tüm bu düşüncelerin onun gidişini engellemek için bahane olduğunu biliyordu? ama hala neden kalmasını istediğini onun kime benzediğini, içindeki hangi acıyı hatırlattığını bilemiyordu? Bahanesinin ne olduğu umrunda değildi, uzun zaman sonra ilk defa bir konu hakkında bir fikri bir isteği vardı? O gitmemeliydi? (devamı gelir ama ne zaman hiç bilmiyorum bana hep istemediğim birini yazdırıyor bu hikaye çünkü)